Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar;
uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları
gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi;
uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil,
ülkesizlerin.(Cemil Meriç)
“Evet!” demek, haysiyet ve iz’an borcumdur!
12 Eylül’de Anayasa paketine “Evet!” demek, haysiyet ve iz’an borcumdur; vatanperverliğimi târihin şuuruna tescil ettirmek, gelecek nesillerin ittiham yüklü bakışları altında demokrasi ve hürriyet sahnesine başı dik çıkma “berât”imdir.
Şurası muhakkak ki, 1920’li yıllarda Ankara’da boy atan zihniyet, millete rağmendir. Çünkü milletin bütün değerlerini red, inançlarını tahrib ve târihini inkâr üzerine kuruludur.. [] >>>>
[devamı] (133)
Ahmet Altan yahut zulmü dehleyen adam!
Hayata benden on yıl önce başlamış, 1950 doğumlu. Türkiye’nin düşünce ve edebiyat dünyâsında kalıcı yeri olan bir babanın oğlu: Çetin Altan’ın. Velûd bir kaleme sahib babasının şöhretini gölgeleyecek rekabet arayışında çâreyi tehlikeleri göğüslemekte bulmuş: Daha cesur, daha gözüpek, zaman zaman daha küstah, daha serâzâd ve daha aykırı olmakta.... [20.07.2010] >>>>
[devamı] (518)