Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

Bu zulüm bitsin artık!..
Terör suçları sebebiyle üç bin civarında küçük çocuk hapishanelerde yaşadıkları acı ve işkenceyi anlamaya çalışıyorlar. Devlet onlara “Terör suçlusu” diyor, daha dürüstçe ifadesi: “PKK taraftarlığı”... Tek müşterekleri, isnad edilen suç değil, başka bir müşterekleri de Kürt çocukları olmak. Ve hepsi de onsekiz yaşından küçük çocuklar. Aralarında on üç, on dört yaşında olanlar bile var.. [06.02.2010]  >>>> [devamı]  (295)
 
Olmadı şeyhim, olmadı!..
Çoğu zaman kasıtlı veya cehâlet eseri olarak karıştırılan iki Said onlar... Biri milyonlara istikamet veren Bediüzzaman Said-i Nursî, diğeri bir tertib ve emr-i vâki karşısında M. Kemal ve ekibinin icraatlarına kıyamla son nefesini darağacında veren merhum Şeyh Said... Aşağı yukarı aynı toprağın çocukları, aynı kavmin mensubları. Soylarının seyyidlerin nurânî şeceresine bağlanması “Kürt” olarak tesmiyelerine mâni teşkil etmez. İkisi de hayata Kürtçe ile başlar, Kürtçe ile düşünür, Kürtçe ile büyürler... Bağrında yetiştikleri irfân, Kürt irfânı.. Müşterek ve mümeyyiz vasıfları: Muhkem îmãnları.. [02.02.2010]  >>>> [devamı]  (332)
 

 Balyoz Senaryosunu Filme Çekelim, Avatar'ı Sollayıp Oscar'ı Alalım Bu bir ciddi tekliftir. Gerçi mizah yazarım, mizah yazısında pek öyle ... [08.02.2010]  (38)
 
   
   
   

..::KISA DUYURU::..

   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

Serhad Akdoğan:  06.02.2010 Kıymetli.......... , Cübbeli Hoca ile alakalı yazındaki bazı noktalar dikkatimi çekti. Yazının sonlarında öyle bir noktaya parmak basmışsın ki, makalenin üst kısmındaki müsbet tavrı hiçe indirmişsin. Kendine de Üstad'ın vefatından sonra basılan ( Emirdağ Lahikası'nın mufassalanın basılma tarihi 1964(!)dür- bir şakird mektubunu delil göstermişsin, sanki o mevzuda Üstad'ın hiç bir beyanı yokmuş, hiç bir izahı bulunmuyormuş gibi... Veya o ifadeden öyle bir netice ya da sarihi mana olmamasına rağmen, o şakird Üstad'a "Mehdi-i Ahir-zaman" ( " Ahirzamanda, Al-i Beyt_i Nebeviye'nin -asm- cemaat-ı nuraniyesini TEMSİL EDEN Hazret-i Mehdi'de (ra) vd cemaatındaki şahs-ı manevide ancak içtima edebilir- üç vazife..." Kastamonu Lahikası,s.189) denmiş gibi mana çıkarmışsın. Halbuki o metinde bir defa bile "Mehdiyyet"ten bahis yoktur. İktibas edip de ne düşünceyle siyam-sıbakından kopardığın cümle'nin hemen gerisindeki şu iadeyi görmemenden dolayı bu sehvi yapmışsın hüsn-ü zannında bulunuyorum. " Alem-i İslamiyet ve insaniyete ve Haremeyn-i Şerifeyne asırlarca hizmet eden bu kahraman Türk milletini onun çok sevmesinde ve hayatının mühim bir kısmını hep Türklerle meskun olan bu havalide geçirmesinde büyük hikmetler, mana ve mülahazalar olsa gerektir." (EL. 75) Bu ifadelere göre Üstad şimdi Türk mü olmuş oluyor? Eğer Üstad'ın beyanları değil de 12 Eylül'e payanda olmuş ağabeylerin zannı ya da Üstad'ın hizmetkarları teşvik gayesiyle Risale'ye aldığı üstad'ın dışındaki kalemlerin yazdıkları hizmetin temeli sayılsaydı, o zaman cemaatın tümünün 12 Eylülcü ya da Ergenekoncu olması gerekirdi!

Kıymetli Kardeşim, Mehdi-i Ahir-zaman mevzuundaki hassasiyetimiz, ona tabi olmayan kişilerin münker nekire hesap veremeyeceği zannını kırmak içindir. Çünkü münker nekirin soracağı böyle bir sual yoktur; ama tek hadisin bile "sarahat"ine inanmamayı ima eden bir cevap, Resul-i kibriya (asm)in şefaatinden mahrumiyeti getirir; hele bu itikadsızlık gazete, konerans, ders gibi umuma yayılırsa, Sünuhat'taki "beşer o ekberil kebaire daha ad bulamamış" fiili işlenmiş olur ki, çoklarını, kardeşlerimizi böyle bir vebalden muhafaza içindir hassasiyetimiz. Yoksa Mehdiyyet cereyanının " devam ve kemalde" olan bir vazife olduğunu ( Sözler,Dallar) bilfiil görüyor, yaşıyoruz. Bu nevi vazifelerin temelinde de Risale-i Nur ve cemaatlarımız olduğu izahtan varestedir.Azizim, lütfen, " vur abalıya" nevinden hissi bir hal taşımayalım, bu dolayısıyla "mümini kınamak" demektir ki Hadis (evkamekal) buyuruyor. " Bir mümini kınayan kişi, o kınadığı iili işlemeden ölmez.!"


a.kadir ceylan:  03.02.2010 Üstad ve Şeyh Said münasebetleriyle ilgili olarak Badıllı ağabeyin Mufassal Tarihçe-i Hayat adlı eserinde yeterli bilgi vardır.Bir de yine Badıllı ağabeyin yanılmıyorsam 1993 te Yeni Asya gazetesinde Şeyh Said meselesi ile alakalı uzunca bir araştırması yayınlanmıştı ve gerekli açıklamalar belgelerle yapılmıştı.Ama benim dikkat çekmek istediğim husus başkadır.Risale haber deki bir yorum dada belirttim.Türkiye de dindarların en büyük hatalarından biri kemalist söylemleri kürtlere karşı kullanmalarıdır.Maalesef bazen Hüseyin Yılmaz gibi ehli tahkik bir ağabeyimiz dahi bu ifadeyi kullanabilmektedir.Gerçekten bu ifadeyi Hüseyin ağabey den duymak beni Üzdü.Çünkü ağabeyimiz yazısında Yusuf Ziya bey ve cibranlı halid için ırkçı tabirini kullanıyor ama onların ırkçılığına dair tek bir sözlerini vermiyor.Şayet bunların kürtler için siyasi taleblerde bulunmasını ırkçılık olarak kabul ediyorsa o zaman tc yi ve tüm arab fars urdu vb.devlet kuranların hepsini ırkçı olarak kabul etmek gerekir.Bir milletin sahip olması gereken hakları elde etmesi için mücadele etmesi nasıl ırkçılık olur anlayamadım.Kürt siyasi taleblerini dile getirenlerden bazılarının silahlı mücadele gibi kabul edilemeyecek hataları vardır.Ama asla ırkçı talebleri olmamıştır.Bunun için türk siyasilere arap siyasilere milletlerinin haklarını elde etmek için verdikleri mücadeleden dolayı ırkçı demediğimiz gibi bu kemalisti tabiri kürtler içinde kullanmayalım.Yanlış bir söz ve beyanım olmuşsa Hüeyin Ağabeyden özür dilerim.Selamlar
Kurdish:  02.02.2010 SA. Kaleminize elinize sağlık ...



Kısaca şunu ifade edeyim , yazdıklarınız , yazılanlar , söylenenler kim olursa olsun bizim fikirlerimiz değiştirmiyor. İlgi ile okudum yazınızı ancak biz yada genelde İslami Kürt diye tabir ettiğimiz camia şunu düşünür; Üstad Şeyh Said Efendinin kıyamına katılmadı ve bunu bilinçli yaptı ancak sonradan pişman olduğudur.



Hatta bir şakird kardeş istanbulda ayak üstü bir risale kitabevinde birkaç satır okumuşdu üstadın pişmanlık ifadesi gibi şu anlamda birşeyler okuduğunu da hatırlıyorum :)



Bu bela eziyetler zamanında davet edildiğim bir harekete icabet etmeyişimin meyveleridir.



Cesaretine hayran kaldığımız üstadın nedense Kürtlerle ilgili birçok yerde çok basit sıradan bir müslümanın sarf edeceği cümleler kullanması bize hiç de orjinal gibi gelmiyor.



Daha üstadın Kürdistan diyebileceğini hayal edemiyen şakird kardeşlerimden çok da fazla birşey beklemiyorum buradan onları canı gönülden sevilerimle sevdiğimi ifade edeyim...



Birde üstad hakkaten buradaki büyük meşayihlerin talebesidir. Buradaki birçok yaşlı insanın şeyhlerin yanında el pençe durduğunu anlatır söyledikleri sözlü tarihde bu çok aşikardır ve biz bunun da asla üstadın küçük şeylerin büyük olduğu açısından bakmayız ... bu bir hakikattir :)



Çalışmalarınızda başarılar dilerim ...

M. Nuri Eminler:  02.02.2010 Şeyh Said’in torunu Şeyh Muhammed Fırat’ın Time Türk’e verdiği bir mülâkatta dediklerinin mezkur kısmını aklı başında olan hiç bir araştırmacı kabul edemez.Şeyhe selam eder, ellerinden öperken, ben de Yazar gibi meseleyi tashih etmesini rica ediyorum.
M. Nuri Bingöl:  17.01.2010 Tevafuk; internete bakmadan önce misafirimle de aynı mevzuyu konuşuyordk, ama bir farkla. Biz dizilerdeki en pespaye münasebet ve evliliklerin dahi normal bir hadiseymiş gibi genç nesle aktarılmasından yakınıyor, bunların bir şekilde men edilmesi gerektiğinden bahsediyorduk. Bir yandan açılımla yat, açılımla kalk, diğer yandan bölge insanının inancından gelen güzel adetlerini "çağdışı" diye lanse edilmesine göz yum. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Bir yandan İstanbul'un İslambol olduğunu söyle, diğer yandan Kültür Başkenti bahanesiyle - mutlaka ve mutlaka- arzun dışında yapılan en pespaye "gösterilere" mani olma- ya da olamama hali... Anladık, biri verip üçyüzü alan kaybetmiyor; ya bir değil de üçyüzü veriyor da, sadece biri kazanacaksak, o zaman da kârda mıyız?



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 66 / Dün: 268 / Toplam: 254.509
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -