Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

Yalanlar bitti!.. Kürt Meselesi Çözülmeden Terör Bitmez!
Hüseyin Yılmaz
Önce Kelâm
yilmaz@hyilmaz

Râkib, zayıf tarafını kollar; öldürücü darbeliri en zayıf tarafını arar... Ayaklarından tırmanmaya başlayan küçücük karıncalar yaralı noktanı bulur, oradan ısırmaya başlar. Ceylan sürüsünün otlağında pusuya yatan Aslan dehşetli gücüne rağmen hasta, yaşlı veya yavru gibi zayıf ve tecrübesiz olanları gözüne kestirir.

Terör, neticedir; sebeplerin bağrından fışkıran kirli bir kaynak... Türkiye’nin terör meselesinden önce Kürt Meselesi vardır. Türkiye, Kürt Meslesini demokratik, insanî ve İslâmi bir zeminde bütünüyle çözmediği müddetçe içimizi kan ağlatıp, iki büklüm diz çöktürten terörden kurtulamayız. Bir asırdır yalan söyleyen hâkim bir zihniyet ve gücün yalan, yanlış ve haksızlıkta ısrar etmesinin doğurduğu bu netice ile mücâdelenin en kestirme yolu yalandan, yanlıştan, haksızlıktan vaz geçmektir.

Bin yılın İslâmiyet, târih ve vatan birliği potasında kaynaştırıp yekvücud ettiği Türk ve Kürtleri birbirine düşman hâline getiren Cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki sâkimliktir. Kürtlerin kimliklerini, dillerini, âdetlerini reddedip cehâlet ve fakiriliğe mahkûm etmekle de iktifa etmeyip def-i hâcet sıklıkları içinde gelen darbe devirlerinde de başlarına vura vura düşman hale getiren devletin resmî ideoloji hezeyânı ile Kürt Meselesi çözülemez. Kürt Meselesi çözülmeden de terör çüzülemez. Kürt Meselesi’nin çözümünü önce terörün durması şartına bağlayanlar ya aldanıyorlar, ya da aldatıyorlar, yalan söylüyorlar.

Bugün dağlarda hiçbir vahşi hayvanın tahammül edemeyeceği şartlarda yaşayan PKK’lılar, gökten şeytanî bir kudret tarafından hayatımızı cehenneme çevirmek üzere indirilmediler. Başlarken bu kalabalıkta da değillerdi. Durduk yerde canları sıkıldığından keyif ve zevk kastıyla da o hayatı tercih etmiş değiller. Ne sıkıntıları vardı, ne dertleri vardı; demekle de dertsiz ve sıkıntısız olduklarını isbatlamış olmazsınız. Sadece Kürtleri değil, bir asırdır Türkleri de kandırıyorsunuz. Ankara’nın Türk ve Kürt’ten çok, bu memleketin hasımları ve onların bir avuç perestişkârlarına hizmet eden resmî politikalarının neticesi olan bu illetten kurtulmanın en kestirme yolu, bu iki kavmin kardeşçe yaşadığı bin yıla geri dönmek, oradaki bağları hayatlandırmaktır.

Herkes biliyor ki, bu kardeşliğin aslî unsuru İslâmiyet’tir. Ama Ankara’nın değil İslâmiyet’e, en basit tezâhürlerinden olan başörtüsüne bile tahammülü yok. Cumhuriyet bütünüyle İslâmiyet’e muhalefet ve düşmanlık üzerine kurulmuştur; aksini söylemek rezilce bir yalandır.. Orduevinin kapısından başörtüsü sebebiyle içeriye alınmayan anneye oğlunun cesedini, “şehid” diye teslim etmek, alçakça bir mürailik ve dehşetli bir zulümdür. Bu çapta bir iki yüzlülükle yol almanın imkânı yok.Türkiye’de devlet yalan istihsâl fabrikası gibi çalışıyor. Anadoludaki bin yıllık tarihimizi bile 19 Mayıs 1919’dan başlatacak kadar sefilce yalanlar söylüyor resmî zihniyet. Düne kadar Kürt kelimesini sadece, “Onlar dağ Türkleridir!” derken telâffuz edebilen bir zihniyetle bu dehşetengiz derdimize deva bulamayız.

Şurası muhakkak ki, Şeyh Said ve Dersim katliamlarının bir benzerini tekrarla Kürtleri bütünüyle imhâ etmenin bir yolu da yoktur artık, dünyanın şartları bu geçmiş zaman zulmünün tekrarına imkân bırakmıyor. Kaldı ki, o katliamlar netice verseydi aynı problem kırk elli yıl sonra daha gür boy atmazdı. Bu yanlışın başlangıç emârelerine İttihat ve Terakki’nin ırkçı arayışlarında rastlansa bile gerçekte Cumhuriyetle yaşıttır... Hak ve hakikatı daha fazla ketmetmenin, saklamanın imkânı yok...

Okurlarım, devletten kastımın sivil iktidarlar olmadığını bilirler. Devletlere vücud veren milletin varlığı, saâdet ve bekâ arzusudur. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti Devleti millete rağmen bir inşâdır; milletin bütün değerleri düşman addedilmiş ve millet iç tehlike olarak vasıflandırılmıştır. Milletin değerlerinin hayatî ve aslî unsuru dindir. Dini bütünüyle gericilik ve bedevî Arabların hezeyanı olarak gören bir zihniyetin varlığının devamını millete bağlaması düşünülemezdi. Onun için kendisine payandalar bulur. Devlet; Ordu, CHP, Yargı, Üniversite, Batıcı aydın ve bütünüyle bürokrasinin millete rağmen işbirliğinden müteşekkil bir inşâdır nazarımda. Hakikatin bu olduğu da seksen küsur senenin şahidliğiyle sâbittir.

Özal ile başlayan çözüm arayışları, şen’i bir el ve düşman bir güç tarafından önü kesilmek istenen “Demokratik Açılım” ile zirvesini buldu. AK Parti’yi bu vatanda yaşayacak olan gelecek nesiller bütünüyle alkışlayacak, rahmetle yâd edeceklerdir. Hiçbir netice elde edememiş olsalar bile bu samimî arayışın mükâfatı olarak gelecek nesillerin gönüllerinde hep iyi bir yerleri olacaktır, AK Partililerin.

Erdoğan, samimî, dürüst ve cesur bir insandır... Kabrin arkasında dehşetli bir hesap gününün herkes gibi kendisini de beklediğine inancı tam ve tereddütsüzdür. Onun için diğerlerine benzemiyor, onun için Erdoğan ve ekibi bu asırlık dertlerimizden kurtulmamız için iyi fırsattır...

Kulaklarını eski seslerin tamamına kapamalı, yalanlarının ruhunu zehirlemesine fırsat vermemelidir. Onların bütün çözümleri çözümsüzlük, bütün doğruları hakikatsız ve yalandır. Devlet, bir yalanın üzerine inşa edilmiştir, doğruları yok... Bu yolda muvaffak olmanın ilk şartı, Ankara’nın bütün telkinlerine sıkı sıkıya kapılarını kapatmaktır. Doğrular sizdedir... İslâmî kardeşlik doğrudur; bin yıllık târih ve vatan birliği doğrudur; Kürtlerin de hayvan değil, insan oldukları doğrudur; demokratik hak ve hürriyetler doğrudur... Kürtler’in düşman oldukları yalandır, Kürtlerin dağ Türkleri oldukları da yalandır...

Uzatmaya gerek yok: Hâkem Allah’dır... Mü’min, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de isteyen, kendisi için istemediğini Müslüman kardeşi için de istemeyendir. Bundan daha kucaklayıcı bir çözüm yok.

Yaşasın İslâmiyet!.. Yaşasın İslâm kârdeşliği... Yaşasın Türk ve Kürdün bin yıllık din, tarih ve vatan kardeşliği... Kahrolsun ırkçılığın her türlüsü... Kahrolsun bölücülüğün her türlüsü... Kahrolsun terör!..
Eklenme Tarihi: 20.06.2010   Okunma: 419

Yazdır    Yorum Ekle

 

BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Yorumlayan: M. Nuri Eminler    188.56.1.... ....  Tarih: 22.06.2010
Sayın Fırat, yazar - temelde- senden farklı bir şey söylemiyor.Bu milleti hiç bir ırkçılık bölmesin, bu vatandaki bütün ırklar Osmanlı Devleti hakimken nasıl din kardeşliği temelinde birlikte yaşadı ve - son yüz yıl hariç- iç bir mesele çıkmadıysa, yine aynı mantıkla - Bediüzzaman'ın "Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal" buyurduğu- bir müsbet başkalaşımla bütün Asya milletleri kardeş olmalılar diyor ki buna bir itirazın olmaz sanırım. Yoksa yanılıyor muyum?
Yorumlayan: fırat tezel    94.54.10.... yahoo.com....  Tarih: 22.06.2010
yahu , artık gözünüzü açın bırakın bu tür oyuna gelmeleri.pkk yı yada terörü kürt vatandaşı tek başına çıkartamaaaazzz.bu herde böyle olmuştur.PKK nın öbür adı ABD dir.bunu kafanıza sokun.islamiyetle bunun uzaktan yakından bir alakası yoook.herşey dinle çözülmez.öyle olsaydı müslüman müslümanı tarihler boyunca kırmazdı.en çokda bu olmuştur.terörün dini dili ırkı olmaz.terör baskı için para ile yapılan vahşetin ta kendisidir.türkün türkten ve kürtten başka dostu yoktur.sonuçta iyi incelendiğinde kürtlerde türktür.siyoniztler yıllarca eğitimsiz insanları kullanırlar.bir kısım türkü parayla bugün kürt de yaparlar lazda yaparlar. hatta bugünlerde kürtleri israil soyundan geliyor bile dediler.aslında vatandaş,köşe yazarlarından daha çok HERŞEYİN farkında.BUNU ARTIK GÖRÜN.GÖZÜNÜZÜ AÇIN.çünkü cahil herşey, yuttururz dediğiniz vatandaşın epey bir kısmı köşe yazarlarından çok daha fazla eğitimli olduğundan artık sadece oynananlara gülüyorlar.



NOT: hadi yürek varsa BU YAZIYIDA YORUMLARA KOYUN.AMA NERDEEEE O YÜREK SİZLERDE...
Yorumlayan: a.kadir ceylan    88.229.2.... tmail.com....  Tarih: 
Bu cesur ve meseleleri eğip bükmeden değerlendiren makalenizden ötürü tebrikler.Ancak sivil iktidarları devletten ayrı değerlendirmeniz yanlıştır.Sivil iktidarlarda kararlı oldukları zamanlarda yapılması çok zor görünen şeyleri yapabilirler.Bunun en önemli örneği tüm yasa içi ve yasadışı engellemelere rağmen akp nin Abdullah Gül ü cumhurbaşkanı seçebilmesidir.Maalesef hükümet ve erdoğan açılımda samimi davranmadılar.Milliyetçi duygularının ve oylarının tesirinden kurtulmadılar.Kürt siyasilerin aleyhine chp ve mhp den farklı davranmadılar.Örneğin başbakan mayın patlaması sonucu hayatını kaybeden askerler için dtp ile randevusunu iptal etti ama sonradan mayının tsk mayını olduğu ortaya çıktığında başbakan oralı olmadı bir kınamada dahi bulunmadı.Evet bu açılımda samimi olunmadığının göstergesidir.Ayrıca kürtlerle ilgili bir tek yasal değişiklikte bulunulmadı.Öldürmelerin neticesi olan operasyonları sorgulamadı.Askeriye içinde meydana gelen tüm olaylara bigane kaldı.Terörün kaynağının kurutulması için büyük bir adım olan AB için yasa değişiklikleri rafa kaldırıldı.Evet netice olarak söylersek akan kanın durmamasında tüm kurum kuruluş parti ve örgütlerin suçu olduğu gibi akp ninde suçu vardır.Bunun en canlı misali aylardır taş attığı iddia edilen kürt çocuklarıyla ilgili yasa değişikliğinin yapılmamasıdır.Ama yinede sizin gibi gerçekleri yazan bir ağabeye sahip olduğumuz için bahtiyarız.Selamlar

..::KISA DUYURU::..

   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 243 / Dün: 597 / Toplam: 339.852
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -