Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

Beyefendi! Aydınlığa yürü, târihe!..
Hüseyin Yılmaz
Önce Kelâm
yilmaz@hyilmaz.net

Devlet, savaş şartlarına intibak edemeyip cinnet geçiren askerin budalalığı içinde gövdesini hedef alan kurşunları elleriyle durdurmaya çalışıyor. Makinalı tüfeği ve parmağı tetikten hiç kalkmayan düşmanı görmeyip kurşunları yakalama cinneti, terörizmin kaynaklarını görmeyip teröristi öldürmeye çalışmanın yanında dâhîlik madalyası ile mükâfatlandırılsa yeridir.

Ankara’nın inanç ve târihin rehberliğinden uzak, akl-ı selimden mahrûm devlet zihniyeti, ya şuursuzluğundan ya ard niyetinden çeyrek asrı aşkındır kurşunları elle yakalamaya çalışan mecnûndan daha divânece bir tavırla terörle mücadele ediyor. Mecnûndan yegâne farkı eli yerine, fakir fukaranın çocuklarının gövdelerini kullanması. Denîce bir ahlâksızlık. Ekâbirin veledlerinin bu kirli kavgaya sürülmedikleri sır olmaktan çıkalı yıllar oldu.

Muhterem Başbakan!*

Cumhuriyet devri Türk aydınının ayırıcı vasfı, din ve târih düşmanlığı ile Batı’ya perestiş etmektir. Cumhuriyet nesillerini aynı istikamette yetiştirmeye çalışan devlet, bütün imkânlarını bu şeni maksad için seferber eder. Bu maksada hizmet edecek bütün silâhlarını hak endişesi ve vicdan sızısı taşımaksızın kullanır. Ordu, Bürokrasi, CHP, millî eğitim, üniversite ve basın aynı maksad için teşkilatlandırılır, aynı maksat için koşturulurlar...

Ama milletin ne böyle bir hedefi, ne de maksadı vardır... Aksine gidişattan rahatsızdır. Önceleri karşı koymaya çalışır, itiraz etmek ister.. Lâkin ağır tenkil ve dehşetli zulümlerle diz çöktürülür. En gözde evlatlarının boynunu İstiklâl Mâhkemeleri’nin derme çatma sehpalarının yağlı ilmeklerine kaptırır. Takrir-i Sükûn cehennemi ile zapt-u rapt altına alınır. Zulmün binini beş paraya, sırtlarında adalet urbası taşıyanlar servis eder.

Din ve târih şuurundan mahrûm, ufuksuz ve sığ nesillerin vatanı hâline getirilir memleket. Milletin aslî mayası dinin yerine, milliyetçilik adı altında katı bir ırkçılık, târihin yerine ise kahir ekseriyeti yalandan ibaret 19 Mayıs 1919 ile başlatılan masallar manzumesi ikâme edilir.

Beyefendi!

Siz, yukarıdaki çerçevede yoksunuz. Onların bütün telkinlerine kulaklarınızı tıkamalısınız. Bugün memleketi bir iç savaşın karanlık uçurumuna sürükleyen Kürt Meselesi bütünüyle onların eseridir. Bu dehşetli probleme vücud verenler çözüm telkinlerinde samimî değiller, yalan söylüyorlar. Samimî bile olsalar, kör ve şuursuzlar. O kadar ebleh durumdalar ki, bu elîm meselenin kendilerinin eseri olduğunu bile görmüyorlar, görmek de istemiyorlar.

Sizin için buhranın korkuncu: tereddüt... Zirâ memleketin geleceği size bağlı. Gecenin zifirî karanlığından gündüzün parlak aydınlığına dönünüz, târihe!.. Seleflerinizin rağmına biliyorsunuz ki, Türk ve Kürt iki kardeş kavimdir. Bin yıl birlikte yaşadılar: kucak kucağa, sırt sırta, omuz omuza...

Beyefendi!

Sizi, Allah’ın hâkemliğine, Hukukullah’a dâvet ediyorum. Allah’ın yaradılışdan bahşettiği hakları Kürtler için de hak görmelisiniz. Allah’ın yasaklamadıklarını yasaklamak fıtrata, dolayısıyla Allah’a karşı gelmektir. Hem vebaldir, ceza görürsünüz; hem de muvaffak olamazsınız.

“Terör bitmeden siyâsî adım atılamaz!” diyenler ya hasımdırlar, ya da mecnûn... Sizi kendi eserleri olan meselenin cânî aktörleri ile başbaşa bırakmak istiyorlar. Hayır, PKK’ya mahkûm değilsiniz. Mazlum Kürtlere din ve târihlerini kucaklayacak kadar kollarınızı geniş açarsanız ölümü göze alma pahasına bile size koşacak, sinenize sığınacaklardır. Kürtler, dindar Türk halkı ile kardeştirler, problem devletten kaynaklanıyor. Lütfen bu asırlık yalan ve telkinlere kulaklarınızı tıkayıp iman ve vic danınızın emrettiği istikamette yürüyünüz. Milletin rızâsı, Allah’ın rızasına bağlıdır, muhlis olmalısınız. Allah yâr ve yardımcınız olsun...


* “Sayın” kelimesini kullanmayı Türkçe’ye hakaret telâkki ederim. Bey, beyefendi, muhterem gibi asîl kelimelerin kökü mü kurudu? Bey kelimesinin neredeyse hakaret telâkki edilmesi, dil tahribkârlığının zâferidir.

Not: Bu Yazı 30/6/2010 tarihli Bugün Gazetesi'nde neşredilmiştir.
Eklenme Tarihi: 29.06.2010   Okunma: 505

Yazdır    Yorum Ekle

 

BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Yorumlayan: a.kadir ceylan    88.227.1.... tmail.com....  Tarih: 01.07.2010
Salih bey kardeşime;telaşeli bir yorum yapmama gerek yok ki,netice itibariyle fikirlerimizi söylüyoruz fikrimiz bazen yanlış ta olabilir.Tek doğru bizimki değil ki.Başkalarının da doğruları olabilir.Ben ak parti olsun ya da başka parti olsun Şu gelsin şu gitsin düşüncesinde değilim ki,Hatta açıkça söyleyeyim ki Türkiyedeki partiler arasında öyle birbirine çok zıt fikirlerde göremiyorum. Menderes dönemini de diğer dönemlere göre olumlu görmekle beraber öyle ahım şahım bir dönem olarak ta görmüyorum.Akp ye gelince söylemler güzel ama maalesef icraat yok.Mesela demokratik açılım diye adlandırılan konuda trt 6 dışında olumlu adım atılmadı.Şu ana kadar Ahmet Türk'ün tesbitiyle 1680 tane kürt siyasetçi tutuklanmış durumda.Üstelik bunlar hakkında savcılık tarafından hala hazırlanmış bir iddianame bile yok.Yine taş attığı söylenen çocuklar hala hapishanede.Konuyu çok uzatmayayım akp olsun diğer partiler olsun hepsinin güzel şeyler yapmasını isterim.Ama maalesef istediğimiz barış ortamı hala ortalarda yok.İnşaallah olur.Selamlar
Yorumlayan: Salih Bey    188.56.1.... ....  Tarih: 01.07.2010
Arkadaşın uzun ve -anladığım kadarıyla- telaşeli yorumunu - ya da cevabını- okudum. Biraz hak vermedim de değil, bir insan ya gündemi izlemiyor, ya da bir iki "şartlanmış" gazete ile yetiniyorsa, elbette böyle teviller yapar. Bayım,45 yaşındayım. Ne taşeronu kullanan Ergenekon türü yapılanmalar karşısında, ne de İsrail ya da ABD karşısında böyle "diklenmeden" dik duran bir iktidar ve lider görmedim.Varsa bildirin. Ha, Menderes devrini diyecekseniz, şöyle bir yakın tarih kitabı ya da Mustafa Armağan'ın "at gözlükleri" kaybettirici eserlerini okursak göreceğiz ki İsrail haydutunu, Nato'ya girip " gizli orduları"nı hakim eden devir orasıdır.Bediüzzaman "Tahrip eshel, tamir zordur." derken - ki hakikatın ta kendisi-, 100 yıldan fazladır süren tahribatın siz 8 yılda tamir edilebileceğini mi sanıyor, ya da AKP'nin "orta yolu" bırakarak faşizan güçlerin boy hedefi olup kamuoyu desteğini kaybetmesini mi istiyorsunuz. O zaman buyurun buradan yakın; Anasol-M garabeti gibi CHP-MHP garabeti. O iktidar herhal "yara"nıza merhem olur?


Yorumlayan: a.kadir ceylan    85.104.2.... tmail.com....  Tarih: 
Salih Özşebab beye Başbakanın Bedrin arslanları söylemi için 25.02.2008 tarihli Zaman Gazetesine bakabilirsiniz.Ya da google den Başbakanın bedrin arslanları sözü yazın tüm gazeteler sitesinden karşınıza çıkacak haberlerde bulabilirsiniz.Taşeron örgüt diyorsunuz şayet İsraili kastediyorsanız Başbakan İsrail başbakanını resmi davetle tbbmm ye davet edip konuşturdu.Yani taşeron söylemi halkı aldatmaya kandırmaya yönelik bir söylemdir.Çünkü hem taşeronun patronuyla oturacaksınız,konuşacaksınız,yüzlerce ticari ve güvenlik anlaşması imzalayacaksınız galata port ihalesini eleştirenleri sermaye düşmanlığıyla suçlayacaksınız sonra da bir örgütü ona taşeronlukla suçlayacaksınız.Muhterem kardeşim politikacılar samimi olmalı taşeron dedikleriyle savaşıp patronlarıyla bir masa etrafında dostluk ve güvenlik anlaşmaları imzalamamalarıdır.Bir de örgütü suçlamak eleştirmek çok kolay ve ucuzdur.Ama biz örgütün ortaya çıkmasına sebeb ortamı oluşturanları neden eleştirmiyoruz.4000 köyü yakanları 17 bin faili meçhul cinayet işleyenleri neden ortaya çıkarmaya çalışmıyoruz.Onbinlerce insanımızı işkence tezgahlarından geçirenleri neden terörist olarak ilan etmiyoruz.Yani suçlulara bakış açımız eşit olmalıdır.Bu suçlu benden yanadır deyip yaptıkları cinayetleri örtbas etmemeliyiz.Bir de bu kardeş kavgasına asla dini söylemleri alet etmemeliyiz.Çünkü bugün birbirini öldüren iki tarafta aynı dinin mensupları ve çoğunlukla aynı ülkenin vatandaşlarıdır.Elimizden geldiğince barış için çalışmalıyız.Asla bir tarafın cinayetlerini görüp diğer tarafa müsamaha ile bakmamalıyız.Tüm suçluların yargılanıp cezalandırılmasını sağlamaya çalışmalıyız.Selamlar
Yorumlayan: Salih Özşebab    188.58.2.... ....  Tarih: 30.06.2010
Ben izlediğim kadarıyla başbakanın Bedrin Arslanları türünden bir söylemine rastlamadım. Silahlı bir "taşeron" örgütle cebelleşen bir ülkenin başbakanından nasıl bir tavır bekleniyor ki...Samimi "açılım" girişimlerine cevap olarak verilen "Habur provakasyonu" şeklinde kötü niyet sergileyen "ayrılıkçı" ( Bunu reddediyor değiller, özerklik istemek, bağımsızlık istemenin son adımıdır- bir terör - ya da taşeron- örgütle can ciğer kuzu sarması mı olmalıydı beyim?
Yorumlayan: a.kadir ceylan    95.15.17.... tmail.com....  Tarih: 29.06.2010
Tebrikler.Sorunun kökenini iyi tesbit ediyor ağabeyimiz.Başbakana gelince bir türk arkadaşımızın tesbitini aktarmak istiyorum.Arkadaşımız şöyle demişti:"Başbakan ateşin sönmesinide istemiyor büyümesini de".Aslında arkadaşın tesbiti gayet yerindedir.Hüseyin ağabeyimizin de yazdığı gibi Başbakan ateşin tamamen sönmesine çalışmalıdır.Özellikle milliyetçi duyguları,Bedrin arslanları söylemini mutlaka bırakmalıdır.Çünkü ortada küfre karşı savaşan kimse yok.Devletin yanlış politikaları sonucu kardeşiyle karşı karşıya kalan askerler vardır.Selamlar

..::KISA DUYURU::..

   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 242 / Dün: 597 / Toplam: 339.851
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -