Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar;
uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları
gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi;
uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil,
ülkesizlerin.(Cemil Meriç)
Türkiye Sağı da ümitsiz vakâ!.
Hüseyin Yılmaz
Önce Kelâm
yilmaz@hyilmaz.net
Türkiye Solu gibi, Türkiye Sağı da ümitsiz vakâ. Türkiye Solu, Sol olmadığı gibi; Sağı da Sağ değil.. Dünyanın her hangi bir ülkesinde apayrı, birbirinden çok farklı kaynaklardan doğan bu iki ırmak, Türkiye’de aynı kirli kaynaktan fışkırırlar: Resmî ideoloji ve tertiplerinden...
Onun için kavgalı olmalarına rağmen gerçekte birbirilerinden farklı değiller. İnsiyakları, düşünce ve hareket tarzları, mukaddesleri ayniyete yakın bir benzerlik arzeder. Kavgalı oluşlarının sebebi, Sağ ile Sol’un bütün dünyada kavgalı oluşu.. Kavgayı doğuran, taklid insiyakı.
1920’lerde Ankara’da inşâ edilen yeni devlete çehresini kazandıran zihniyet, merkezî ve cebrî bir idâre tarzına angaje olmuştu. Savaş şartları, çöken cihân devletinin harâbeleri üzerinde inşâ mecburiyeti, Batılı düşmanlarının kadife eldiven geçirilen pençesinin yeni inşâda belirleyici rolü kaptırmaması, yeni inşânın bütünüyle millete rağmen oluşu bu müstebidâne, tiranvarî idâreye hâkim mevkidekileri mecbur bırakmıştı, yahut o mevkidekiler öyle düşünüyorlardı.
Bu sebepledir ki, Takrir-i Sükûn ile bir Cehennem zemini meydana getirilip, dalda öten kuştan, kovana bal taşıyan arıya kadar bütün canlılara susmaları emredilir. Konuşmak isteyenleri ya Ortaçağ zindanlarına rahmet okutan hapishaneler bağrına basar, yahut İstiklâl Mahkemeleri’nin zulüm ve elem damlayan idam sehpaları selâmlar.
Kuruluş devrinin ruhunu aksettiren hamâkati târihin yüzüne, makamında beynine bir kurşun sıkarak hayatına son veren, Cumhuriyet ricâlinin çarpıcı simâlarından Ankara Vâli ve Belediye Reisi Nevzat Tandoğan kusar:
“Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizmle ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa onu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek.”
Türk Solu da Sağı da Ankara’nın birleştirdiği bu kirli kaynaktan fışkırır.. Onun için ikisi de isimden ibaret birer hilkât garibesidirler, onun için dünya Sağ ve Solu ile yegâne benzerlikleri isimlerinden ibarettir.
Sağ, bütün dünyada ezelî değer ve mukaddeslerin bekçisidir... Ahlâkî olmak, târih ve mâneviyata sahip çıkmak, değerleri korumak ona düşer. Muhafazakârdır... Çünkü Solun aramakta olduğunu o çoktan bulmuştur. Aslî vazifesi mevcudu muhafaza etmektir, yeni arayışlarda ihtiyatlı olmaya mecburdur. Mecburdur, çünkü kaybedecekleri bulmayı ümid ettiklerinden çoğu zaman çok daha kıymetlidir.
Ya Sol? Sol öyle mi? Sol’un kaybedilecek nesi var?.. Korumakla mükellef olduğu tek dildâde, hayâlleri... Hayallerini kaybetmemek için daha çok harekete, daha çok cür’ete mecburdur.
Türkiye’de Sağ yok!.. Çünkü ezelî mukaddesleri korumakla mükellef Sağ, bizde bütün değerlere düşman hâkim zihniyetin fedâîsi. Devletçidir, milliyetçidir, “ulusal”cıdır, yâni varlık sebebiyle tezâd halindedir. Türkiye de devlet, millete rağmendir ve temas ettiği bütün mefhumları zehirlemiş, meflûc etmiştir. Mefhumların vazifesi, maskeli balo serserilerinin çehrelerini gizlemek, Sağ da öyle.
Sonra, Türkiye Sağı ne demek? Karşımızda saf bir kitle yok.. Kim Sağ? Devletin güdümünde katı bir ırkçılığa demirlemiş olan milliyetçiler mi? Liberal ekonomiden dem vuran sıkı devletçiler mi? Devletsiz adım atamayan Cemaatler mi? Osmanlı’nın yıkılışı ile tespihin ipi kopmuş, tanelerin herbirisi bir başka zemine düşmüş, farklı bir renge, farklı bir tabiata bürünmüştür.
Hülâsa: Türkiye’de Sağ da isimden ibaret bir hilkat garibesi, Sol gibi...
Makalenin imkânrları dar; haftada bir yazmak, bağlayıcı... İster istemez her makale bir parça yarım ve eksik kalıyor. Gerisi belki başka bir zamana..
Bu Makale 6/7/2010 târihli Bugün Gazetesi'nde neşredilmiştir.
Yorumlayan: M. Nuri Bingöl
188.56.2.... ....
Tarih: 13.07.2010
Bu "müzakere"ye müdahil olayım. Sefil:Önce Üstad'daki ifadeyi diyeyim ki aydınlanalım. " Ben tokadımı Venizelos'la beraber Enver 'e, Antranik'le beraber Said Halime vurmam. Nazarımda vuran da sefildir." İslami ıstılahi manası itikadi olarak "zaman-ı cehalet" manasındaki cahil olmaktır. "Şekavet" ise, Ahiret açısından, orada şikayette bulunan ya da şaki muamelesi görecek olandır. Hadis meşhur; " Kim kimin safını çoğaltıyorsa - bilerek,isteyerk, kalben, zahiren- o da onlardandır." Eğer müminin safını çokgösteriyorsa onlardan, "milleti vuran kapelerin" (Akif) safını çoğaltıyor ya da hak verdiriyorsa, o da onlardandır demektir. Ben kıymetli hemşehrim ve kardeşim Ali Bey'in ak etmeyen kimseye hakaret edeceğini sanmıyorum, yani onu böyle bir insan olarak tanıyorum. Seçim propağandası sırasında, kendisini ve partiyi "satan" kişiler için kullandığı en galiz tabir "namert" olmuştu da, bunu bile aleyhte kullanmıştı muhalifleri. Gerisini siz düşünün.
Evet sefil şekavet vb. sözler irticacılar,hainler,bölücüler paranoyasının sürdüğünü gösteriyor.Benim bildiğim medeni insanlar özellikle islam adap ve ahlakına sahip olanlar,Bir de Risale-i Nur gibi ahirzamannın en büyük Peygamber(asm) varisinin eserlerini okuyorlarsa fikirlerini benimsemedikleri kardeşlerine hakaret etmezler.Selamlar
Yorumlayan: Ali Kara...
188.58.1.... ....
Tarih: 13.07.2010
Sayın baylari şahsi olarak kimseyle tartışıyor değilim, sadece bir vakıayı belirtiyorum o kadar. O ya da bunun düşüncesi ne beni ilgilendirir, ne de partimin buna ihtiyacı var. Mesele Üstad'ın deyimiyle "sefil" derekesine inip inmemektir. İsteyen "sefil" olmayı seçer, "şekavet"e razı olur; isteyen de "müstakim" ya da " müstağni" yolu tutturup da "saptırıcı imam"lardan olmaz. Hadis bilenlere bunun ne demek olduğu malumdur. Aynen böyle yorum sahipleri şimdi de referanduma evet diyen gavur olur propağandası yapıyor da... Yahu oylanan belli sayıdaki maddedeki değişikliktir, yoksa altı ok değil. Tasarıda var mı böyle bir şey?
Değerli Ali Kara ya,Muhterem kardeşim bir partinin eleştirilmesi gibi basit bir hadiseyi adeta iman küfür mücadelesine çevirmeniz çok garip.Değerli kardeşim pkk nin bazı idarecilerinin marksist olduğu doğrudur.Peki bizim idarecilerimizde bazıları kemalist değil midir.Gerçek atatürkçü biziz demiyorlar mı? Hatta E.Günay çarşaf çağdışıdır demedi mi? Yani değerli kardeşim marksizm de Kemalizm de dünyevi ideolojilerdir ve uğruna ölenlere ahirette bir şey kazandırmazlar.Yani bugün açıkça söyleyelim kimse ilayı Kelimetullah için savaşmıyor ki islamın kudsi makamlarını onlara verelim.Kaldı ki Bedrin arslanları söylemi Çanakkale şehitleri için bile müfritane bir söz olduğu halde günümüzün yanlış politikaları sonucu netice olarak ortaya çıkmış bir savaştakilere asla bu kudsi makamlar yakıştırılamaz.Bir de şunu unutmayalım.Akif in hakkında bu sözleri kullandığı askerlerimiz tamamıyla gayrı müslim komutasındakilerle savaşıyorlardı.Ve Halife ve Şeyhülislam da cihad ı ekber ilan etmişlerdir.Ama bugünkü savaş asla bir cihad değildir.Zaten ülkenin yasaları cihad söylemi karşıtıdır.Ergenekona gelince ergenekondan en fazla şikayetçi olanlar da kürtlerdir.17 bin faili meçhul cinayeti,4000 köy yakma hadiselerini hiç unutmayız.Anayasa paketine evet demek tüm eksiklerine rağmen daha iyi olur kanaatindeyim.Ama hayır diyeceklerin ekberül kebair işleyeceği söylemi dini siyasete alet etmekten başka bir şey değildir.Hayır diyenede saygılı olunmalıdır.Ya da beklentileri karşılanmayanlar hayır derlerse saygı duyarım.Velhasıl sizin düşünceleriniz size bizimkiler bize.Bir de siyasetçiyseniz eleştiriye tahammül göstermelisiniz.Her eleştiride bulunanı darbeci yada ergenekoncu vb.söylemlerle yaftalamakta cumhuriyetin başından bu yana uygulanılan irticacılar,bölücüler,hainler paranoyasının bir benzeridir.Bir de eleştiriden şu anlaşılmamalıdır.Başka bir parti sempatizanı olduğum için akp yi eleştiriyor değilim.Şuandaki partilerin hiçbirini fikirlerime uygun göremiyorum.İktidarda akp olduğu için seyyieler onun hesabına geçiyor.Sevaplar da ondan biliniyor.Netice olarak size selam ve hürmetlerimi arzedip tartışmayı bitirmek istiyorum.Selamlar
Yorumlayan: Ali Kara...
188.56.1.... ....
Tarih: 12.07.2010
Sayın bayım,kimseyi hiç bir konuda ikna gibi bir mecburiyetim de yok, öyle bir gereklilik de. Bir müminin lafını çarpıtmak ya da birilerini aleye geçirip de "darbecilerin" ekmeğine yağ sürmenin vebalini adı ekberülekabirdir, iftira ve bühtandır. O sözün manası Çanakkale Şehitleri şiirinde Akif'in kullandığı bağlamla aynıdır. Bu da şehitlik cihetiyle birbirlerine yakındırlar demektir, yoksa bir başka yönden kıyasın olamayacağı itikadımızdır, sayın başbakanın da itikadının böyle olduğundan eminim.Gelelim o malum örgüt meselesine; e.............un ( yani zındıka komitesinin) taşeron olarak kullandığı bir heyeti durdurmaya çalışma girişimini adı komuta kademesinin mücadelesi yönüyle (!) herhangi bir isimlendirme yapılmayabilir, ya o mücadelede bulunma zorunda olan halis niyetli Anadolu çocukları için "din gayreti yoktur" demek için ya el-i kalp olup niyetlerini okumak lazım, ya da önyargıya saplanıp kalmış biri. Kürt - ya da Arap- kardeşlerimizin kültürel haklarını almalarını istemek ayrı şeydir, marksist leninist olduğunu deyip, darbeci e...... örgütüyle ( Bu imralının ifadesidir) dirsek temasında olanlara payanda olmak ayrı bir şeydir. İslam-iman- Kur'an deyip de, "dinde müteassıp, muhakeme-i akliyede noksan." insanların başımıza açtıklarına bakın. İT'e alet olup Cennetmekan Sultan Abdulhamit Han'ı devirmek- ki Bediüzzaman ona Sultan-ı masum, sultan-ı mazlum, veli sultan gibi namları verip, devrindeki istibdadın ekseriyetini ona değil, etrafındaki paşalara veriyor Münazarat'ta-, Şeyh Said'i menfi arekete sevedip yüzlerce alimi katlettirmek, Musul ve Kerkük'ü kaybedip de bugünkü Irak manzarasına zemin hazırlatmak,bu iş müsbetçe olmaz deyip cübbelerle asalarla yollara düşüp de 28 Şubat ihtilalini hazırlatmak... Şimdi de "evet demek küfürdür" diye anayasayı reddettirmek, BDP-CHP-MHP-CDP( C'nin DP'si)şer cepesinin oyunu arttırarak ergenekona çıkış sağlamak isteniyor. Yorumlarınız sanki o canibin değirmenine su taşıyor gibi...
Değerli Ali Kara ya.Sayın Kara İslamcılık ile ilgili bir çok tanım vardır.Detaylar için konu ile ilgili kitaplara bakılabilir.Ama benim kastettiğim islamcılar devletin bekası için samimi bir şekilde dine inanmadıkları halde dini kullanmaktan çekinmeyenlerdir.Abdulhamid ve ittihat ve terakkiciler bu konuda ilk başta gelen örneklerdir.Bunlardan Abdulhamid halifelik ünvanını ön plana çıkarmaya gayret etmiş.Ama Kürdistan'da kürtçe eğitim yapılmasını isteyen Bediüzzamanı deli diye tımarhaneye attırmıştır.Yine ittihadçılar aynı taleb için Üstadı hapishaneye attırmıştır.Yani biri akla diğeri hayata husumet etmiştir.Günümüz islamcılık düşüncesine gelirsek bugün devletin bekası için dini söylemleri kullananlar yine mevcuttur.Örneğin Başbakan Irak Kürdistanına yapılan bir sınır ötesi operasyonun ardından Mehmet Akif in Bedrin arslanları söylemini kullanmıştı.Oysa başımızda olan Peygamber ve sahabe çizgisiyle bizi idare etmiyordu.Bizi laik Türkiye devleti yasalarına göre yönetiyordu.Ve kendileriyle savaşılanlar da müşrikler ya da gayrı müslimler değildi.Fikirlerini ve metotlarını benimsemekse de askerlerle aynı dini paylaşan ve çoğu Türkiye cumhuriyeti vatandaşlarıydılar.Ve yine bunların isyanı da Türkiyenin dini kimliğine değildir.Çünkü Türkiye dini kurallara göre idare edilen bir ülke değil.Laik ve dünyevi yasalara göre idare edilen bir ülkedir.İsyanın nedeni biz benimsemekse de siyasidir.Ve yüzyıllık geçmişi olan uygulamaların sonucudur.Dolayısıyla siyasi olan bir savaşa dini boyut vermeye çalışmak açıkça dini siyasete alet etmektir.Hükümet ya da siyasilerin pkk ile mücadele etmek elbet te görevleridr.Kimse buna birşey diyemez.Ama mücadelenin dini boyutu olmadığını hepimiz biliyoruz.Demirel meselesine gelince tüm siyasiler gibi demirel in eleştirilecek çok yönü vardır.Ancak başbakan 2002 seçimlerini kazanınca nedense seçim gecesi yanlış olmasam ilk ziyaret ettiği kişi demirel olmuştu.Konuyu çok uzattım galiba ama türkiye deki partiler arasında keskin çizgiler olmadığını hepimiz biliyoruz.Selamlar
Yorumlayan: Ali Kara...
188.56.1.... ....
Tarih: 09.07.2010
Sayın abdulkadire;konu ettiğin partinin taşra teşkilatında iftiharla bulunan biriyim.biz şunu biliyoruz ki hiçbir değerin -cı,-ci şeklindeki istismarcısı olmak büyük vebaldir. Elma satana elmacı denir, armut satanada armutçu... ne milliyet satılacak bir eşya derekesindedir,ne de din... Kendinizle çelişiyorsunuz. Bir insan bir anda iki şey birden olabilir mi? Yani dinin haram ettiği milliyetçilikle dinciliği nasıl aynı anda götürebilir. Vatanını savunma anlamında diyorsanız, aleresvelayn kabul ederiz, din değerleri koruma- muhafazarlık- anlamında derseniz yine iftiharla kabul ederiz, ama lütfen partinin tüzüğünde de, Lider'inin söyleminde de bulunmayan bir şeyle itham etmeyin, ahirette altında kalırsınız. "Biz parti olarak dini referans almıyoruz." Biz etnik ve dini milliyetçi değiliz." diyen de erdoğan değil mi, ya bilmiyorsun,ya da bile bile çarpıtıyorsun.Camianın demirele Kur'an hediye ederek ve "nurlu demirel" sloganı atarak din istismarı yaptığını ne çabuk unuttun- ya da sana bilhassa anlatılmadı? Arjentin gezisini yapan kişi T.C. başbakanıydı, Ak Parti lideri değil.O devlet adına yapılmış bir şeydi ve belki de gerekliydi, tam bilemem.Bir ilçenin belediye başkan adayı olan ben diyorm ki ne erdoğan kemalisttir, ne egemen bağış, ne de hiç bir tanıdığım. Gizli kemalistliği ulusalcıların arabasına 5. vites olan kürtçülerde arayın, şovenist türkçülerde arayın.
Muhterem M.Nuri ağabey Millet partisi fikirlerine yakın olup,dindar görünmeye çalışan ve de türk milliyetçisi olan aynı zaman da M.Kemal muhibbi olanlar İslamcı değiller mi? Örneğin Sayın Bülent Arınç gerçek Türk milliyetçisinin kendileri olduğunu söylemişti.Yine sayın Başbakan M.Kemal in heykelinin faaliyete girmemesine kızarak Arjantin gezisini iptal etmişti.Yine Eğemen Bağış'ın açıkladığına göre Selanik'teki Atatürk evini ilk ziyaret eden başbakan erdoğan mış.Velhasıl kemalist politikadan bağımsız hareket etmeyen hiç bir parti iflah olmaz.İyi bilelim.Selamlar
Yorumlayan: M. Nuri Eminler
212.175..... ....
Tarih: 07.07.2010
Türkiye'de C. Kaplan'dan, sp'den vs. başka İslamcı yok ki... Yani İslamcılık iddiacılığı yapılan.
Tebrikler değerli ağabey soldan sonra sağında iflah olmadığını yazdınız.Galiba bir eksik kaldı.İslamcıların iflah olmadığını belirtecek yazınızı bekliyorum.Selamlar
Yorumlayan: M. Nuri Bingöl
188.58.2.... ....
Tarih: 06.07.2010
Yazar'ın kalemine sağlık; sağ denilen ucubenin aslında sol ile aynı kaynaklı olduğunu izah, her "kesim" için lazım gelen bir haldi. İktidar partisinin kendini "sağ" diye tarif etmemesi bundanmış demek.