Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

Boş bir beklenti yaratmak
İsmet Berkan
Boş bir beklenti yaratmak

Bu ülkede duygular zaman zaman aklın çoğu zaman da bilginin yerini alıyor ve bir bakıyorsunuz, aklı başında sayılan kişiler bile garip beklentilerin içine girmişler.

Anayasa Mahkemesi'nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açtığı davanın iddianamesinin iade edilmesi beklentisi işte bu çeşit bir beklentiydi.

Öyle bir beklenti yaratıldı, öyle lafazanlıklar yapıldı ki, mahkemenin iddianameyi kabul etmesi veya reddetmesinin davanın sonucu hakkında bir karine yaratacağı izlenimi doğuruldu.

Oysa sıradan bir işlem iddianamenin kabulü. Anayasa Mahkemesi'nin kendi kuruluş kanununa baktığınızda 'Parti kapatma davalarında Ceza Mahkemeleri Kanunu'nun uygulanacağı' söyleniyor.

CMK'ya göre yargılama süreci (kovuşturma süreci) iddianamenin kabulü ile başlıyor.
Peki mahkeme iddianameyi kabul veya ret için nelere bakıyor?
AKP davası söz konusu olduğunda bakılan şeyler basit: Savcı dava açmaya yetkili savcı mı, davayı doğru mahkemede mi açmış, iddianamesini usullere uygun mu düzenlemiş, vs.

Bazı yorumculara ve AKP çevrelerine sahte umut pompalayan kimi köşe yazarlarına göre 'Savcının delilleri çok zayıftı, o yüzden mahkeme iddianameyi reddedecekti.'

Oysa böyle bir ihtimal yoktu, çünkü mahkeme bu aşamada delilleri değerlendirmeye girmeyecekti. Girecek olsa yargılamaya gerek olmazdı zaten.

Nitekim dün Anayasa Mahkemesi doğal ve sıradan bir kararla, savcının iddianamesini oybirliğiyle kabul etti. Tek tartışmanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında siyaset yasağı istenmesi konusunda yaşandığı anlaşılıyor. Burada da mahkeme Gül hakkında böyle bir istemde bulunulabileceğine hükmederek son noktayı koydu.

Mahkemenin iddianameyi kabul etmiş olması AKP'nin iddianamede yazılı ithamlarla yargılanacağı anlamına gelir. Partinin kapatılması veya kapatılmamasına ancak ve ancak yargılamadan sonra karar verilecek.

Hakkında siyaset yasağı istenenler için de durum böyle; bu yasakların uygulanıp uygulanmayacağına, uygulanacaksa kimlere uygulanacağına da mahkeme karar verecek, henüz hiçbir şey belli değil, olamaz da.

Peki bütün bu basit gerçekler bilindiği halde neden mahkemenin iddianameyi reddedebileceği yönünde bir beklenti oluştu?
Bu beklenti hukuki belirsizliklerden ötürü değil, duygusal tepkilerden ötürü oluştu.

İzninizle psikiyatride 'Kara haber almanın beş aşaması' diye adlandırılan kavramsallaştırmayı hatırlatacağım.
Birinci aşama 'inkâr' aşamasıdır. Burada kara habere muhatap olan, örneğin kanser hastası olduğu haber verilen kişi önce sonucu inkâr eder.

İkinci aşama 'öfke'dir, kendisine veya kara haberi verene, kara haberin sebebi olan şeye karşı öfke.
Üçüncü aşama 'pazarlık'tır; bu aşamada diyelim öleceğini öğrenen hasta tanrısıyla pazarlığa girişmek ister. Ümitsiz bir çabadır bu.
Dördüncü aşama 'depresyon'dur, anlamını biliyorsunuz.

Ve son aşama 'kabullenme'dir, hasta başına gelen şeyi kabullenir.
Kara haber alındığında bütün aşamalardan geçmek önemlidir ama bazen hastalar birkaç aşamayı aynı anda yaşayabilir. Ancak sıklıkla hastaların aşamalardan birinde, en çok da depresyon aşamasında kalmaları gerekenden daha uzun kaldıkları görülür, o zaman bu hastalara profesyonel yardım gerekir, onların son aşamaya ulaşması için.

AKP ve hükümet açısından kapatma davası tam anlamıyla bir 'kara haber'di ve parti henüz bütünüyle 'kabullenme' aşamasına gelmedi.
Ancak oraya geldiğinde mantıklı tepkiler verecek. Bana soracak olursanız Anayasa Mahkemesi'nin iddianameyi reddetmesini ummak, parti ve onun taraftarları açısından ilk üç aşamanın bir arada yaşanmasıydı.
* * *
Bu arada bir hatırlatma yapayım. 'Kötü haber almanın beş aşaması'nı 22 Temmuz seçiminden hemen sonra Cumhuriyet Halk Partisi ve onun basındaki taraftarları için de yazmıştım.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=251781
Eklenme Tarihi: 01.04.2008   Okunma: 81

Yazdır    Yorum Ekle

 

BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR


..::KISA DUYURU::..

   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 2 / Dün: 243 / Toplam: 339.854
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -