Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

Kapatma Kararı Dünyanın Sonu değil; Ama...
Hüseyin Yılmaz
Önce Kelâm
yilmaz@hyilmaz.net

Doğruyu bulan, başkası farklı düşünüyor diye doğrudan yüz mü çevirmeli? Yoksa bedeli ne olursa olsun, karşısındakiler kimler olursa olsun, hakkın müdafaasında sebat mı etmeli? Hak ve hakikatte ısrar, doğruyu sahiplenme, her nâmuslu insanın haysiyet borcu değil mi?

DTP kapatıldı... Hayırlı olsun!.. Yorumcuların hemfikir oldukları ana husus iki: Birincisi, mevcut hukuk çerçevesinde DTP’nin kapatılmama imkânı kalmamıştı; Anayasa Mahkemesi bir mecburiyeti îfâ etmiştir. İkincisi, kapatma kararı siyâseten ve memleketin içinde bulunduğu şartlar itibariyle yanlış ve tehlikeli olmuş; “Demokratik Teşebbüs”ün önünü tıkamak isteyenlerin ekmeğine yağ sürülmüştür. Her iki husus için de söylenebilecek en iyi kelime: Doğru!..

Fakat, Kürt Meselesi denilen meselenin temelinde yatan aslî sebeplere uzanmadığınız ve bu sebepleri ortadan kaldırmadığınız müddetçe, bütün bu olup bitenler ve avaz avaza yorumlarla meşguliyet abes kalır. Neticeyi asla değiştiremezsiniz, erteler, geciktirir veya başka şekle sokarsınız; o kadar...

Kaç sefer yazdığımı hatırlamıyorum. Bir daha yazacağım: Bediüzzaman’ın da tabiriyle; ırkçılık, Frengî bir illettir. Avrupa topraklarında nemalandırılmıştır.. Hedefi de başta Osmanlı olmak üzere, İslâm dünyasını parçalayıp, yutulabilir lokmalar haline getirmektir. Avrupa, kendi açısından hedefi tutturmuş mudur? Evet, kahir ekseriyet itibariyle evet:

Osmanlı parçalanılarak tarih sahnesinden tardedilmiş, İslâm dünyası neredeyse eski beylikler gibi bölünerekr esâret altına alınmış ve Avrupa zâlimlerinin insafına terkedilmiştir.

Batılı hasımları için hâlâ büyük lokma olan Türkiye ise Osmanlı ve İslâm düşmanlığı ile kendi içinden gönüllü unsurlara iğdiş ettirilmiş, her ihtimale karşı da Türk ırkçılığı ile de (Türkçülük) başı büyük bir derde sokulmuştur. Bütün değerleri tahrib edilip yasak altına alınan İslâm’ın bin yıllık bayrakdarı bu necip milletin çocuklarının eline tutuşturulan Türkçülüğün bu topraklarda diğer ırkçılıkları tetikleyeceğini kestiren Batılı düşmanlarımız, hedefi tam on ikisinden vurmuşlardır. Türkten sonraki büyük unsur olan Kürtlerin, Ankara’nın Türkçü ırkçılığından çıkardığı tabiî ders, Kürtçülük olmuştur.

Mevzuun asırlık târihî seyrini bir makaleye sığdırmanın imkânı yok, ancak nirengi noktaları saymakla iktifa edebilirim. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Kürt bölgelerinde uç veren ve mühim bir kısmı Ankara tertipli olan isyanların kahhar bir güç kullanrılarak ve suçlu suçsuz ayırmadan katliamlarla bastırılmış olması, Kürtlerde dehşetli bir intikâm duygusunun yanısıra, yeis ve itimatsızlığı da doğurup beslemiştir. Bu duyguların hedefinin Kemalist ve süfyanist Ankara iktidarı olması iktizâ ederken, Kürtlerin içinde bulunduğu koyu cehâlet ve Türk amme efkârının da zaman içinde Türkçülüğü kabullenmiş görünmesi sebebiyle yazık ki, Türk milletine kadar uzanmıştır...

Yetmemiş, bir de devlet rüşvetçi polisini, Komünist ve Marksist öğretmenini, tehlikeli ve zararlı addettiği memurlarını Kürt bölgelerine yıllar yılı cezalandırma kastıyla, sürgün göndermek gibi bir gaflete düşmüştür. Cezalandırılarak bu bölgelere gönderilen memurların şahsında devlete bir kamet biçen Kürtler, Ankara ve Türkleri bütünüyle edepsiz, dinden imandan mahrum mahluklar olarak görmüştür. Bu sürgün kitlesinin içindeki intikam duyguları, geldikleri Kürt bölgelerinde ıslah olmak yerine, kin ve nefretle gelişmiş, Batı bölgelerinde yaptıklarının bin beterini bu bölgelerde tatbik sahasına koymuşlardır.

İdeolojik sürgünle gelen çoğu sosyalist ve komünist öğretmenler ise “ezilen halklar” yavesi altında Kürtleri dünyanın en çok ezilen halkı olarak Kürt çocuklarına mekteplerde anlatmış ve tahsilli Kürt çocuklarının önce Marksist, akabinde ise Kürtçü olmalarını netice verecek faaliyetlerini serbestçe ve yıllarca icra etmişlerdir. Düşmanların sevk ve tertibiyle olsa, böylesi bir neticeyi elde etmek, büyük zafer sayılabilirdi. Yazık ki, bu elim netice, Ankara iktidarlarının gafletinin eseri olarak vücut bulmuş ve bugünlere gelinmiştir.

Bugün ırkçılıkla başı dertte olan Kürt grupları ile bu meselenin hâl çâresi kalmamıştır. Irkçılığın her türlüsünü tel’in eden İslâmiyetle, Kemalist Ankara’nın barışık olmaması ve Türkçülükle yol almaya çalışması, ülkeyi bölünmenin eşiğine sürüklemiştir. Kürtlerin Kürtçülerinden yakınanlar, şuursuzluklarıyla düşünmüyorlar veya düşünmek istemiyorlar ki, Kürtçülük, Türkçülüğün veled-i zinâsı olarak hayat bulmuştur. Ve düşünmüyorlar ki, kendileri için meşru ve gözyaşartıcı bir dâvâ gördükleri Türkçülüğün yansıması olan Kürtçülük de Kürtçüler için aynı şekilde meşru, mukaddes ve gözyaşartıcı bir dâvâdır. Hakikat ortada değil mi? Çeyrek asırdır dünyanın en cengaver ordularının başında sayılan Türk ordusunun kahredici gücüyle elde edilemeyen bir zaferi kuvvet ve polisiye tedbirden bekleyemezsiniz, bunun sonu yok...

Bir Müslüman olarak nazarımda bütün ırkçılar ve ırkçılıklar merduttur; şiddetle reddeder, hezeyân ve budalalık olarak değerlendiririm. Türkçülük de, Kürtçülük de kabulüm değildir; ikisini de ittiham ediyorum... Ne var ki Türkçülük peder, Kürtçülük veled olması noktasından suçlu mevkiinin birinci sırasına Türkçülüğü oturtturum. Bu, Kürtçülüğü mazur göstermek değil, küçük de olsa bir hakkı teslim etmektir...

Bu saatten sonra AK Parti ve bu memleketi seven vatanperverlerin yapacağı şey, bu elîm probleme rahm-ı mader olan ırkçı Kemalizm’den vazgeçip bin yılın kucaklayıcı ve bütünleştirici mayası İslâmiyet hakikatlerine dört elle sarılmaktır. Bediüzzaman’ın tabiriyle “İnsaniyet-i Kübra olan İslâmiyet” bütün dertlerimizin devası olabilecek şümâla sahib semâvi hakikatler bütünüdür. İslâmiyetin câri olduğu devirlerde Müslümanların sulh ve saâdet içinde yaşadıklarına târih şâhiddir.

Türk ve Kürdün kardeşliğini yeniden tesis edecek İslâmî hakikatlerin kabul görmüş parlak bir aynası olan Risale-i Nurlar ve müellifi bu toprakların varlığıdır. Devlet, Risale-i Nurlar ve Said-i Nursî’ye, Kemalist ideolojinin baskısı altında düşmanlık yapmaktan vazgeçip neşrine çalışmalı, bu hizmetin önünü açmalıdır. Demokratik Teşebbüsler çerçevesinde Risale-i Nurlar bu topraklarda yaşayan insanların istifadesine devlet marifetiyle takdim edilmeli, neşrine çalışılmalıdır.

Kürt Meselesini çözmeye çalışan Ankara, kimi muhatab alacağım, şaşkınlığı içinde kan kaybetmeye devam etmek yerine, resmî ve ırkçı ideolojiden vazgeçip kahir ekseriyeti hâlâ çok mâsum ve samimî dindar olan Kürtlere İslâmiyetle kucak açmalıdır. İslâmiyetin insanlığın uç sınırını çizen hakikatleri, Kürtler’in kışkırtılmış ırkçı kimlik taleblerini tadil ve ref edecektir.

Dünyevî refah ve seviyelerini yükseltmek ise çok daha basittir. Çeyrek asırda bir tiriliyon doları, PKK terörünü bitireceğiz, diye hebâ eden Ankara, bölgeye yatırım yapmakta, istihdam temin etmekte acz içinde olamaz. Sâdece askerî tedbirlerle hebâ edilenler bile bölgeyi kısa zamanda Batı sâhilleri seviyesine yükseltir...

DTP’nin kapatılmış olması, dünyanın sonu değildir, doğru... Ama Ankara’nın doğru bir yol tutturamaması, ırkçı resmî ideoloji ve Türkçülükten yakasını sıyıramamısı Türkiye’nin sonunu getirebilir. Sokağı ateşe vermek için tetikte bekleyenlerin adım adım hedefe gittiklerini görmemek için kör olmak yetmez, hamaset duyguları kabarmış, kin ve nefreti insanlığını öldürmüş canavar ama ahmak ırkçılar olmayı de gerektirir.

Yaşasın Türk ve Kürdün kardeşliğini tesis ve tahkim eden İslâmiyet, kahrolsun bu kardeşliği tahrible bölünmemize çalışan ırkçılar! Asla ve asla ümidsiz değilim, Kürt ile Türkün İslâmın potasında tekvücut olmuş kardeşliği canlanarak devam edecek ve ırkçılığın her türlüsü mevt ile cehennemi boylayacaktır... AK Parti de neticeye, değişen ve çoğu hakikatsiz şartlardan hareketle varamayacağını görmeli; hedefe, hak ve hakikatlerden yürüyerek varılacağını anlamalı artık... Kiminle el sıkışacağım diye muhatab arayışlarıyla vakit kaybetmek yerine, şartlar ne olursa olsun insânî bir gereklilik olan Demokratik Teşebbüsü kararlılıkla ve bir an önce icraaya koymalı.

Tertib olduğu çok açık olan Tokat felâketi ve benzerleri ile duraklamak, tertiplere sahiplik yapan, bu memleket ve insanlarının gerçek düşmanlarının insafsızca tuzaklarına düşmek ve onların emeline hizmet etmek demektir. Durmak, duraklamak değil, depara kalkmak, mümkünse uçmak zamanıdır. Bir asrı hebâ ettik, daha fazlasına takat getiremeyiz.


Eklenme Tarihi: 12.12.2009   Okunma: 639

Yazdır    Yorum Ekle

 

BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Yorumlayan: a.kadir ceylan    85.104.2.... tmail.com....  Tarih: 
Tebrikler muhterem ağabey.Irkçılık hastalığı çok dehşetli ve hemen hemen herkesimi etkisine alan bir hastalıktır.Özellikle 12 eylül den sonra dindarlık milliyetçi muhafazakarlık konumuna indirildi.Bir çok nur talebesi ağabey ve hocalar dahi türk milliyetçileriyle içli dışlı olmaya başladılar.Dindar kürtler çok uzun yıllar boyunca milliyetçi kürtlerden uzak durdular.Ama Türkiye'deki camiaların (parti,cemaat,tarikat)devletçi politikalardan vazgeçmemesi nedeniyle maalesef artık birçok dindar kürtte milliyetçi kürtlere yaklaşmış durumdadır.Böyle giderse dtp dışında kürtlerden oy alan tek parti olan ak parti de bu oyları kaybedecektir.Bunun için hükümet sadece oy için değil bin yıldan fazla olan kardeşliğin muhafazası için elinden gelen herşeyi yapmalı.Özellikle anayasa yı değiştirmenin ve açılımı başarıya ulaştırmanın bir yolunu mutlaka bulmalı.Bunun için herkese büyük iş düşmektedir.Örneğin partiler sendikalar cemaatler elele verip türkiye nin her yerinde milyonların katılacağı sivil anayasa mitingleri yapmalı.Hükümet ve tüm demokrat güçler de başedemedikleri her türlü yasadışı kesim ve yapılanmaları halka deşifre etmeli."Yakinim var ki:İstikbal semavatı zemini Asya,Bahem olur yed-i beyza-yı islama(Bediüzzaman)".Evet inşaallah birgün her türlü ırkçılık biter askerlerimiz ile dağa çıkanlarımız aynı kışlada hasretle kucaklaşırlar.Evet gece nekadar kararırsa gündüz o kadar yakındır.Herkese binler selamlar
Yorumlayan: M. Nuri Eminler    188.58.1.... ....  Tarih: 12.12.2009
Muhterem dostun fazla "me'yus" gibi gelen ifadeleri yumuşatılmalı zannımca. Evet, ortada bir çıkmaz var ama, bu çıkmaz bir şekilde aşılamaz da değil.Mesele -anladığınca- "millet"e güvenmek. "Millet" de bazı teminatları göstermeli ki al güüm, ver gülüm misali bir alış-veriş meydana gelebilsin.Evet, "ırkçılar" denen "mülhid ve zındıka komitesi avaneleri" bir iki meziyi geri aldılar, ama "millet"in şamarını görürlerse ya da bi şekilde gösterilirse, dizlerinin bağı çözülür ve aldıkları mevzi bir yana, bir yığın cepheyi dahi teslim ederler milete. Yeter ki o "millet" öylesi bir neticeye layık hale gelsin... Selamlar.

..::KISA DUYURU::..

STV HABER'DE REFERANDUM DEĞERLENDİRMESİ..  Bayramın birinci günü, saat 11:15'de STV Haber canlı yayınında referandum dair düşüncelerimi ifâde edeceğim. Dost ve ehibbaya duyurulur... H.Y / 08.09.2010
BAYRAM TEBRİĞİ...  Başta siz muhterem okuyucularım ve dâvâ arkadaşlarım olmak üzere bütün İslâm Âleminin Ramazan Bayramını tebrik ediyor, hayır ve saâdetlere vesile olmasını niyaz ediyorum. Hüseyin Yılmaz / 08.09.2010
   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 63 / Dün: 552 / Toplam: 341.572
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -