Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

Bu zulüm bitsin artık!..
Hüseyin Yılmaz
Önce Kelâm
yilmaz@hyilmaz.net

Terör suçları sebebiyle üç bin civarında küçük çocuk hapishanelerde yaşadıkları acı ve işkenceyi anlamaya çalışıyorlar. Devlet onlara “Terör suçlusu” diyor, daha dürüstçe ifadesi: “PKK taraftarlığı”... Tek müşterekleri, isnad edilen suç değil, başka bir müşterekleri de Kürt çocukları olmak. Ve hepsi de onsekiz yaşından küçük çocuklar. Aralarında on üç, on dört yaşında olanlar bile var.

Otuz yıllık silâhlı bir kavganın içinde hayata gözlerini açmışlar. Ne kavgası? Düpe düz iğrenç bir savaş... Oyun yaşındaki bu masûmlar için hayatın kendisi de bir oyun. Sokaklardaki büyüklerin nümâyışlarına çoğu zaman oyun zannıyla dâhil oluyorlar... Şuurunu kaybetmiş kitlenin o ân eğlenen çocukları onlar... Bir yerlere taş atıyorlar... Neye atıyorlar, niçin atıyorlar? Bilebilecek durumda değiller, düşündükleri de yok. Çocuk onlar...

Bâzen de büyükleri alçakça kullanıyor onları... Sokak nümayişlerinde öne sürülüyorlar...Kimi kaçıp kurtuluyor, kimisi de canı burnundaki emniyet mensuplarının kahhar pençeleri ile demir parmaklıkların arkasına sürükleniyor. TC terör suçlarıyla yargılıyor onları. Bâzen tek bir taş atmanın bedeli on beş, ya da daha ağır bir hapis cezası olabiliyor. Hayatı tanımadan, bilmeden çocuk yaşta girdikleri hapishanelerde otuzlu yaşlarda salıverilecekler... Gençliklerini demir parmaklıkların arkasında geçirmiş olmanın kin ve hıncını asla unutmayacak, kalblerini esir alan nefretten asla kurtulamayacaklardır. Onlar devletin hapishanelerinden amansız Türk ve devlet düşmanları olarak çıkacak, asıl o zaman bu pis kavganın savaşçıları olacaklardır.

Dünyanın herhangi bir yerinde bu çocuklara verilebilecek en büyük ceza, bir kaç haftalığına çocuk ıslah evlerinde misafir edilmek, hatalarıyla yüzleştirilmektir. Küçük yaştaki Kürt çocuklarına verilen bu cezanın tek emsalini ancak Filistinli çocukları hunharca cezalandıran İsrail’de görebilirsiniz.

Bu rezil bahsi Berivan’ın trajedisiyle noktalamak istiyorum. Berivan, yüzüne bakmaya kıyamayacağınız, ceylan gözlü, çiçek tenli bir kız çocuğu. Türk çucuğu olarak dünyaya gelmemiş, kaderin bir cilvesiyle hayata Kürt çocuğu olarak gözlerini açmış ve henüz on beş yaşında. Berivan, elim hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Tatil için Batman’a gitmiştim, teyzeme gidiyordum... Birden bir sokak gösterisinin ortasında kaldım. Polisler yakaladı... Suçlu değilim, ama anlatamadım.”

Üç ay Diyarbakır E tipi hapishanesinde yatan Berivan’a ilk duruşmada verilen ceza: On üç yıl altı ay.* Bu cezayı haklı ve makul görecek tek vicdanın varlığı bile insanlığın toptan öldüğünün ilânı olur. Ama bir çok icraatlarını desteklediğim Ak Parti iktidarı bile bu zulmün ortadan kalkması için atmaya hazırlandığı müsbet adımdan muhalefetin şirretliği ve fitili ateşlenen ırkçı efkârın baskısı altında vaz geçti.

Berivan, küçücük ve nârin vücuduyla girdiği E tipi hapishaneden ruh ve hissiyatını yoğuran acıların rehberliğinde tam bir devlet ve Türk düşmanı olarak çıkacaktır. Atmadığı, ya da neye yaradığını bilmeden attığı taşın acı bedelini dehşetli bir intikam duygusuyla almaya çalışacaktır. Düşünüyorum, acaba birileri tam da bunu mu yaptırmak istiyor?

Ve Berivan ağlıyor:
“Ben daha 15 yaşındayım ve ilk defa cezaevine girdim. Burada hep ağlıyorum, buraya hiç alışamadım. Ailemin yanında olmak istiyorum. Canım çok acıyor. Buradan çıkıp, okula gitmek istiyorum. Benim siyasetle bir ilgim yok. Bir şeyler yapmanızı bekliyorum!”*

Ne yapabiliriz ki, kır çiçeği?.. Asırlık bir zulüm memleketi cehenneme çevirmiş... Darbeler darbeleri kovalamış... Zâlim ve kahhar bir el, güzel ve insânî olan ne varsa tahrib etmiş. Zındıklığı esas alan lâdini bir istibdad memleketi açık hava hapishanesine çevirmiş. Bir sen mahkum değilsin ki, hepimiz aynı durumdayız Berivan!..

Nihâyet bu mazlum küçücük mahkûm için ilk açık görüş günü geliyor. Bağrı yanık anne ile küçük Berivan’ın buluşma sahnesini tasvire tâkatım yok, kalbim paramparça olur... Kaç dakika sürer açık görüş, kaç saniye?.. Rüya gibi mi gelir Berivan’a, delirmekte olduğunu mu düşünür?.. Ne zaman annesinin avucuna sıkıştırır küçücük notunu?.. Notta yazılanlar bu memlekette milyonlarca örneği olan hep aynı zâlimlik, işkence ve devlet terörü. Berivan’ın korku ve endişe ile annesinin eline sıkıştırdığı notta şunlar yazılıdır:

“Polisler (yüzümü) puşiyle kapatıp -çekilen- resmi dosyaya koydu. Ben korkudan söyleyemedim. Çok korkmuştum. Bana dediler ki ‘Her şeyi kabul edeceksin’. Beni tehdit ettiler, ben de her şeyi kabul ettim. Korkudan.”**

Sayın Başbakan!.. Cumhurbaşkanı ve Başbakanının bile eşlerini baş örtüleri sebebiyle yanlarında rahat gezdiremedikleri bir memlekette hürriyetten bahsedilemeyeceğini defalarca yazdım. Muhtereme eşiniz Emine Hanımefendi’nin GATA’ya alınmayışının onda ve sizde meydana getirdiği kahredici ızdırabı amme efkârına kendiniz duyurdunuz. Derdinizle dertlendik, Emine Hanım’la birlikte ağladık...

Bu gün de Berivan ve annesi için ağlıyoruz... Bir ân Berivan’ın kendi çocuğunuz olduğunu düşünemez misiniz, bunu hissedemez misiniz? Ağlamak için illede yanan can kendi canımız mı olmalı? Hâni insandık, hani mü’mindik, müslümandık... Hani merhamet ve şefkat etmek imandan gelen vasfımızdı... Sayın Başbakan, kanun kılıklı bu zulüm mekânizmasını değiştirmek için neyi bekliyorsunuz?.. Bilmiyor musunuz ki, tek bir masûmun hakkı bütün dünya için bile olsa fedâ edilemez... Bin zâlimi hizaya getirmek için bile bir masûma zulmedilemez...

Zındıkanın asırlık oyunu sahnelerimizden dehlencek, az kaldı... Ama keşke son kurbanları Berivan gibi masûm çocuklar olmasaydı... Dayan Berivan, ne ilk mazlumsun, ne de son... Mazlumlara revâ görülen her zulüm bana büyük mücahidin feverânını tekrarlattırıyor:

“Zâlimler için yaşasın cehennem!”

Notlar:
* http://taraf.com.tr/haber/46767.htm
** http://taraf.com.tr/haber/46894.htm

Eklenme Tarihi: 06.02.2010   Okunma: 577

Yazdır    Yorum Ekle

 

BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR


..::KISA DUYURU::..

STV HABER'DE REFERANDUM DEĞERLENDİRMESİ..  Bayramın birinci günü, saat 11:15'de STV Haber canlı yayınında referandum dair düşüncelerimi ifâde edeceğim. Dost ve ehibbaya duyurulur... H.Y / 08.09.2010
BAYRAM TEBRİĞİ...  Başta siz muhterem okuyucularım ve dâvâ arkadaşlarım olmak üzere bütün İslâm Âleminin Ramazan Bayramını tebrik ediyor, hayır ve saâdetlere vesile olmasını niyaz ediyorum. Hüseyin Yılmaz / 08.09.2010
   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 85 / Dün: 552 / Toplam: 341.594
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -