Etikete göre gösterilen ögeler: pkk
Ayarlar
Arama
Kayıt Giriş

Hüseyin Yılmaz

Twitter Sayfam:

GÜNCEL MAKALALERİM VE HABERLER

Buradasınız: Anasayfa » Etikete göre gösterilen ögeler: pkk
Pazartesi, 21 May 2012
Cumartesi, 11 Şubat 2012 12:34

MİT fırtınasından hayır çıkacaktır...

Hiçbir millet, hiçbir memleket bizim 1920’lerde yaşadığımız büyük kırılmanın, dehşetli herc-ü mercin bir benzerini yaşamadı. Hiçbir millet bizim gibi bin yıllık inanç, târih ve değerlerinin tam zıddı bir istikamette cebir ve iğfalâtla sevkedilmeye çalışılmadı. Hiç bir devlet, sevk ve idâresine memur olduğu kendi milletini Ankara gibi zulümle muradının zıddı bir istikamette bu şekilde yürütmedi.

Yayınlandığı yer Önce Kelam

Neresinden bakarsanız bakınız: Uludere’de yaşanan korkunç bir fâciadır!.. Hiçbir şekilde cezâları ölüm olmayan, çoğu çocuk yaşta 35 kişi F16’ların kahredici bombaları altında yanarak veya parçalanarak can verdiler...

Bir önceki yazımda üzerinde durduğum nirengi nokta Başbakan ve çevresinin takındığı anlaşılmaz, kabul-ü imkânsız tavırdı... İster istihbarat hatası, ister kasıtlı, ister ise bir tuzağın neticesi ile olsun yaşanan bu felâketin karşısında hükumete düşen samimiyetle bu dehşetli acıyı paylaşmak, ölenlerin âilelerini şefkatle bağrına basmak olmalıydı. Yapılmadı...

Aksine, âleniyete yakın bir edâ ve üslûbla âdeta “Gecenin o vaktinde ne geziyordu onlar da?” demeye getirdiler... Kısa vâdede ıslah-ı nefs etme kabiliyeti sıfıra düşürülmüş asker, istihbarat ve bir çok mihrakın hâmiliğine soyunmak gibi şaşırtıcı bu sahiplenişin doğrusu kısa sürmesini beklemiştim. Ama öyle olmadı... Sanki bir şeylerin üstü örtülmeye, ısrarla unutturulmaya çalışılıyor... Meselenin hemen hemen yegâne takipçisinin Ahmet Altan ve Taraf olması da elem verici.

AK Parti’nin büyük hizmetlerini asla görmezlikten gelecek biri olmadığımı okuyucularım bilir. Ancak, dost her zaman doğruyu söyler ama bütün doğrularının acıtmayacağının teminatı yoktur. Dost, gerektiğinde dostuna acıları da söyleyebilendir.

Kısacası net bir şekilde söylemek isterim ki, Uludere Meselesinde Altan’ın bütün yazdıkları ile temel noktalarda hemfikirim... Orta yerde mutlaka aydınlatılması gereken, aydınlatılmadan açtığı yaranın sarılması imkânsız olan bir felâket var...

Aldatıldı isek, kim aldattı?

Tuzağa düşürüldü isek, tuzağı kuranlar kim?

Tamamen bir hata eseri ise, kasıt taşımıyorsa bile bu hata nasıl vücud buldu? Bu kadar büyük hataya götüren sebepler ne?

Suallerin birinci sıra muhatabı hiç şüphesiz Başbakan’dır. Nitekim tekrarında fayda gördüğüm şu sualleri de Başbakan’a Ahmed Altan soruyor:

“Dört saatlik Heron görüntülerinde ne var?

“O öldürülen köylülerin gidişini gördünüz mü?

“Gittiğini gördüyseniz, dönüşte niye öldürdünüz?

“Görmediyseniz nasıl görmediniz?

“İstihbaratı on gün önce aldığınızı söylemenize ve kaçakçıların geçtiği sadece tek ve kısa bir yol olmasına rağmen nasıl görmezsiniz?”

Sorulması mümkün sualler bunlardan ibaret değil şüphesiz, ama bunlara terettüb edecek bir cevab bile kâfi geleceğinden uzatmanın âlemi yok.

Sayın Başbakan! Ahmed Altan ve ekibi ile hemfikir olmayabilirsiniz, kalbiniz de aynı inanç istikametinde çarpmayabilir. Lâkin bu fakirle ilgili geçmişe kısa bir nazar gezdirecek olursanız kırk yıldan beri âşinası olduğunuz bir istikamette yürüdüğünü görürsünüz; yol arkadaşı olduğumuzu farkedersiniz… Düşman değilim; art niyet nedir, bilmem… İslâmiyet’ten başka da îtibar ettiğim hiçbir değer yoktur…

Hulâsa: Uludere meselesinde söyledikleriniz aklımı da kalbimi de tatmin etmiyor!.. Ya yanlış bilgilendiriliyorsunuz, ya bilmediğimiz bir şeyler önünüzü kesiyor… Her ne olursa olsun, doğru olan sadece ve sadece millete yaslanmaktır… Milletin dışında kimsenin ne gerçek bir gücü vardır, ne de îtimâda şâyândırlar. Lütfen sizi on yıldır iktidarda tutan millete yaslanınız. Başınızı milletin sinesine dayayınız ki Uludere için yakılan ağıtları duyabilesziniz…

Bugün

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Çarşamba, 11 Ocak 2012 09:18

Dağlıca günlerine dönüş...

Biz ilk Dağlıca haberlerini yaptığımızda yaşadıklarımızı hatırlıyorum bugünlerde.

 

Uludere’deki korkunç katliamla ilgili haberleri yaparken de hemen hemen aynı şeyleri yaşıyoruz.

 

O günlerde merkez medya bizim söylediklerimiz karşısında önce sessizdi, sonra bize saldırmaya başladı.

Yayınlandığı yer Ahmet Altan

Prof. Dr. Büşra Ersanlı’yı 12 Mart darbe döneminden ve o yıllarda çektiği acılardan tanıyorum, hayatta demokrasi ve insan hakları çizgisindeki yürüyüşünü biliyorum.

İstanbul’daki bir KCK operasyonunda önceki gün gözaltına alındığını öğrenince aklıma üç soru takıldı.

Yayınlandığı yer Hasan Cemal

Başlıktaki suale en kestirme yoldan “Hayır!” dedikten sonra mevzua geçelim. Fakiri tâkib edenler sık sık Kürt Meselesi’ni yazdığımı bilirler. Meseleye İslâmî bir zâviyeden bakmaya îtinâ gösterdiğim de mâlûm. Zirâ bu kâinatı bütün müştemilâtı ile birlikte yaratan Allah’ın vaz ettiğinden daha iyisini bilebilecek durumda değilim, başkası da değildir. Doğruluğundan bütünüyle emin olduklarım, sadece İslâmî olanlardır.

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Perşembe, 13 Ekim 2011 19:10

Cemal Uşak haklı, ama yetmez!

Kürt Meselesi’ni cemaatlerin içinden gelip de benim kadar yazan, konuşan, ifâde eden başka birileri var mı? Bilmiyorum... “Doğu Gerçeği ve Müslüman Kürtler” adlı eserim Timaş Yayınları’nca neşredildiğinde (1991-92) Cemaatler Kürt Meselesi’nde sağır bir sessizlik ve ürkekliğin içinde idiler.

Yayınlandığı yer Önce Kelam
Çarşamba, 12 Ekim 2011 09:02

Aşil ve iki ölü

Şemdinli Jandarma İlçe Komutanlığı’nın önünde, “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazısı altında yatan, birinin ayağına ip bağlı iki PKK’lı gencin kanlı bedenlerini gördüğümde insanların hiç bitmeyen vahşetini ve intikam duygusunu düşündüm.

 

Homeros’un binlerce yıl önce yazdıklarını.

Yayınlandığı yer Ahmet Altan
Perşembe, 06 Ekim 2011 09:32

Dinleme ve operasyon

Hatalar, akılsızlıklar, baskılar biriktikçe birikti sonunda siyaset Âşık Veysel’in şiirine döndü.

 

 

“Bir kördüğüm ki içim çözdükçe dolanıyor.”

 

Çözmek için yaptığınız her hamle işi daha karmakarışık bir hale getiriyor.

Yayınlandığı yer Ahmet Altan

Geçtiğimiz hafta sonu Kızılcahamam’da bir toplantıya iştirak imkânı buldum.Gün boyu muhtelif konferans ve müzâkerelerle devam eden toplantıya tertipleyici müessese Risâle Akademi (www.risaleakademi.com), “Münâzarât Ekseninde Milliyetçilik Fikri ve Demokrasi” ismini münâsib görmüş. Anlaşılacağı gibi, gün boyunca Bediüzzaman, Münâzarât, Milliyetçilik düşüncesi, demokrasi ve Kürt Meselesi tartışıldı.

Yayınlandığı yer Önce Kelam

Orta veya uzun vâdede, mevcut gidişata göre, mukadder olan bir neticeyi değiştirmek için çırpınmak: beyhûde!.. Üzülürsünüz, yıpranırsınız, yorulursunuz ama netice değişmez. Neticeyi mukadder kılan şartları değiştirebilirseniz netice de değişir, değişebilir...

Yayınlandığı yer Önce Kelam
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 4

Tuyan Tasarım