Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar;
uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları
gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi;
uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil,
ülkesizlerin.(Cemil Meriç)
“DARBECİ TSK” İMAJINDAN ORDU NİÇİN RAHATSIZ OLSUN?
1971 yılı, Kâhta’nın semâlarında beliren bir helikopter, DSİ’nin bahçesine doğru inişe geçmiş, büyük bir hayranlık ve dikkatle yüz metre uzağımdaki sahaya inmesini heyecan içinde bekliyorum; etrafımda bir yığın kalabalık var. Birkaç yüz kişi mi, bir kaç bin mi? Hatırlamıyorum... Hatırlamıyorum, çünkü henüz 12 yaşında bir çocuğum; Kâhta Orta mektebinde birinci sınıfa devam eden küçücük bir talebe. Kulağıma çevreden kelimeler aksediyor: Ordu muhtıra vermiş... Darbe yapılmış... Deniz Gezmiş idam edilecekmiş... Demirel de asılacak, Menderes gibi.... [21.07.2008] >>>>
[devamı] (101)
DEMOKRASİ MÜCÂDELESİ VE “TARAF”A TARAF OLMAK!
Türkiye, belli bir ideolojiye –resmi ideoloji- mensup olanların dışındakilere hayat hakkı tanınmayan ülke. Gayr olanların hakları, biyolojik haklar; hayvan haklarından da düşük biyolojik haklar: Susta durduğu ve itaat ettiği müddetçe karnını doyurmak ve barınmak... Buna mukabil vazifeleri saymakla bitmez: Yük taşımak, çifte koşulmak, süt vermek kabilinden hayvanî bütün vazifelerle mükellef. Vergi verecek, askere gidecek, işçi olacak, devletin bekâsı için evlenip çoğalacak, nihâyet devlet ve devletliler için ölecek. Alnına pis bir kurşunu yiyip ölmüşse şehit, aksi takdirde rütbesiz nişansız göçüp gitmiş olacak.... [15.07.2008] >>>>
[devamı] (141)