Yine Kürt Meselesi, ya da “Mevlâ görelim neyler…”
Ayarlar
Arama
Kayıt Giriş

Hüseyin Yılmaz

Twitter Sayfam:

GÜNCEL MAKALALERİM VE HABERLER

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » Yine Kürt Meselesi, ya da “Mevlâ görelim neyler…”
Salı, 22 May 2012

Yine Kürt Meselesi, ya da “Mevlâ görelim neyler…” Vurgulanmış

Bir zamanlar ne Abdullah Öcalan vardı ne de PKK… Gökten bir gece vakti de yağmadılar topraklarımıza. Hilkatın büyük sırrı orada da işlemiş ve bir sebebe bağlı olarak gelmişlerdi. Yâni onlardan önce onları doğuran ve taşıyan sebepler yaşamaya başlamıştı topraklarımızda…

 

Cumhuriyetin ilk yıllarında dünya ve ülke şartlarının da bahşettiği sınırsız imkânları kullanan Ankara’nın dehşetli bir şiddet ve devlet terörü ile bastırdığı Kürt Meselesi, yarım asır kapatıldığı mahzende gelişmeye devam etti. Yaşlıların çocuklarına korkarak anlattıkları Şeyh Said, Ağrı, Zilan ve Dersim tenkilleri Cumhuriyet mekteplerinde âidiyetleri inkâr edilen Kürt çocuklarına başkaları tarafından Kürtlere yöneltilmiş dehşetli bir zulüm olarak anlatıldı.

 

Devletin büyük bir körlükle yarım asır rüşvetçi, hırsız, solcu, komünist, dinsiz her sınıftan memurunu cezalandırmak maksadı ile sürgün diyârı ilân ettiği bu mahrumiyet topraklarına göndermesi ise tam bir hamâkattı. Devletin “kötü” yaftası ile yolladığı bu insanlar, Kürt halkı nezdinde devletin kötü imajını büsbütün berbat hâle getirdiler: Bir kere; devlet hırsız, rüşvetçi, solcu, komünist ve dinsizdi… Halbuki kendi hâlindeki Kürtler dindar insanlardı ve kötü bir devlet tarafından idâre ediliyorlardı, onlara göre… Sonra bu memur kadrolarının telkinleri ile devletin zâlim ve Kürt düşmanı olduğunu da öğrendiler… Bugünkü PKK ve kadroları büyük çapta bu telkinlerin de eseridir.

 

Abdullah Öcalan ve etrafındakilere ebeveynlik yapan, Ankara ve Cumhuriyet devri devlet icraatleridir… Bu insanların itiraz ettiği veya seslendirdiği problemin tamamına yakını Ankara’nın yakın geçmiş icraatleri ile ilgilidir ve maalesef çoğu da doğrudur. Doğrudur!.. Çünkü Ankara, Cumhuriyet devri Kürt isyanlarını –ki çoğu yine Ankara tertiplidir- dehşetli bir şiddetle bastırmıştır. Dersim bastırmasını Başbakan da dahil, bugün çok kimse bir katliam olarak ifâde etmektedir. Öyledir de…

 

Doğrudur, çünkü devlet daha düne kadar “Kürt diye bir millet yoktur” hezeyânı ile Kürtleri inkâr ediyor ve bu saçmalığa ilmî mesnedler arıyordu. Asimilasyonu gerçekleştirmek için uyguladığı politikaların Kürt halkınının cânını ne kadar yaktığını, bunun bir gün ters tepeceğini, dehşetli bir kini biriktirip iflah olmaz bir intikamı besleyeceğini hesaba katmayan Ankara zihniyeti, bugün de aynı körlükle yol almaya çalışıyor. Askerî kademeler ve Türkçü çevreler Kürt kavmini hâlâ büyük bir samimiyetle inkârda ısrar ediyorlar.

 

Ankara, Türk çocuklarının mektebe annelerinden öğrendikleri dil ile, ama Kürt çocuklarının hiç bilmedikleri, annelerinin konuşmadığı bir dil ile başladığını da görmezlikten geldi. Görmezlikten gelmekle kalmadı, annelerinden öğrendikleri dilden tek kelime kullanan Kürt çocuklarını şiddetle cezalandırdı. Köy ve şehirlerinin ismini değiştirdi. Çocuklarına Kürtçe isimler vermelerini yasakladı.

 

Ankara’nın ırkçı, haksız ve zulmanî icraat ve yanlışlarının tamamını özetlemek bir makale ile olacak iş değil. Kısacası söylemek istediğim şu: Öcalan ve PKK bir gece vakti topraklarımıza yağmış başbelası mahlûklar değil, Ankara’nın gayr-ı meşru veledleridirler…

 

PKK’nın yanlışı ise, devletin haksızlık ve yanlışlarına karşı “şiddet” gibi tasvibi imkâsız bir silâh, yine bir o kadar menfur “terör”le çıkmış olmasıdır.

 

Bugün PKK ve kadrolarını bütünüyle imhâ mümkün olsa ve yapsanız bile, Ankara bu lânet yanlışlarından vazgeçmediği müddetçe iki nesil sonra, dünün tecrübelerinden de faydalanmış yeni Öcalanlar, yeni PKKlar doğacaktır…

 

Devletin asıl zorluğu, asıl güçlüğü mühim bir kısmı da doğrudan devletin bânisi addedilen kadrolara uzanan bu yanlışları reddetmek yerine sahiplenmek mecburiyetinde kalmasıdır. Bânisi kim olursa olsun, Ankara bu yanlışlardan kurtulmadıkça Kürt Meselesi’nden de kurtulamayız.

 

Artan şiddetin meydana getireceği intikam ve acı girdabında aklı susturmamalıyız… Hasmınızın istediği şey şiddetse, onda zararınız var demektir, tâlib olmamalısınız. PKK şiddet ve savaşı istiyorsa, bir menfaat ve bir fayda beklediğindendir. Aynı şey iki taraf için de menfaat temin edici ise hasım olmamaları iktizâ eder. Hasımlık tartışmasız olduğuna göre, birisine fayda sağlayan karşısındakine mutlaka zarar veriyordur. Otuz yıllık şiddet şartları bütünüyle hükmü isbat eder, yeni tecrübeler aklın noksanlığını tescillemek demektir.

 

PKK’yı imhâ meselesini, çözümün öncelik şartı hâline getirmek yanlış ve faydasızdır. Öncelik, PKK’yı doğuran şartların imhâ ve ıslâhında olmalı. Devlet bu kadarını artık anlamaya mecburdur, anlamalı…

 

Türklerle Kürtlerin bin yıllık İslâm ve târih kardeşliği üzerine tesis edilmiş birliğini bir devrin hususî şartlarında Türkçülük potasına aktarmak ve orada Türkleşmesini hayâl etmek aklı inkârdır. Ankara maalesef bunu yaptı ve hâlâ bunda ısrar etmek isteyen çevrelerin hâkimiyeti devam ediyor.

 

Çözümün çok fazla förmülü yok!.. Bu satırların sahibi, birinci derecede İslâm ve târih kardeşliğinin çüzümün aslî zemini olabileceği inancına sahibdir. İkinci sırada da demokratik bir zeminin takviye edici olabileceğine inanır. Sol ve liberal çevrelerin yalnız başına çözümün zemini olarak gördükleri demokrasi, birliktelik gibi ayrılığın da sebebi olabilir. Çünkü, demokrasi her kavme devlet olma hakkını veriyor... Kürtler de devlet kurma hakkına sahiptirler…

 

Ama birlikte yaşayan mü’minlerin tek bir devletlerinin olması, mahzur teşkil etmek şöyle dursun dince teşvik edilmiştir. İttihad-ı İslâm arzu ve düşüncesi her inanan için büyük hedeftir.

 

Ümid ediyorum ki, AK Parti kadroları bu içinden çıkılması hiç de kolay olmayan meseleyi çözmekte başarılı olur. Olmaları için haleflerinden daha fazla imkâna da sahipler. Onlara kıyasen asıl imtiyazları samimî Müslüman oluşlarıdır.

 

Hulâsa, İbrahim Hakkı Hazretleri haklı: “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler!”

 

Bugün Gazetesi

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım