Seksenlik ihtiyardan şok bir ibret dersi!
Ayarlar
Arama
Kayıt Giriş

Hüseyin Yılmaz

Twitter Sayfam:

GÜNCEL MAKALALERİM VE HABERLER

Buradasınız: Anasayfa » Önce Kelam » Seksenlik ihtiyardan şok bir ibret dersi!
Salı, 22 May 2012

Seksenlik ihtiyardan şok bir ibret dersi! Vurgulanmış

Sıcak bir Ramazan günüydü… Gölgede bile terleten bir sıcaklık… Oltaları barajın turkuaz sularına fırlatmıştık… Kulaklarımız zil sesinde, gözlerimiz oltaların ucunda…

 

 

Kesertaşı Köyü ÖnleriKesertaşı Köyü’nün önünü mesken edinmişiz… Son bir kaç gündür köyde mukim abim de bizimle geliyor… Beşyüz metre ötedeki yaşlı bahçe sahibi ile ahbablık kurmuş, gün boyunca bahçedeki ağaçların serin gölgesinde laflayıp duruyorlar.

 

İhtiyarİhtiyar seksene merdiveni dayamış… Omurgası çökmüş, iki büklüm… Kulakları ağır işittiği için bağıra bağıra konuşuyor… Sabah erkenden eşiyle birlikte geldiği bahçesinden evine iftar öncesinde dönüyor.

 

Günün ikindiye döndüğü saatler… Toprak ateş gibi kızgın, ne varsa kurumuş… Birâderle birlikte gölgelik şemsiyenin altına sığınmışız…

 

Birden uzaktan bir karaltı belirdi… Yaklaştıkça bunun bizim ihtiyar olduğunu anladık. Kamburunun üstünde zor duran ağır yükün altında güçlükle yürüyordu. Sair vakitlerde hayvanın sırtında zaman zaman yanımıza gelen ihtiyarın günün bu sıcak saatinde, sırtındaki ağır yükle gelişine bir mânâ veremedik…

 

Nihâyet gelip arabamızın önünde oturdu… Oturdu mu, çöktü mü, yığıldı mı belli değil… Çakılmış gibi ona bakıyoruz, o da bize bakıyor. Nihayet yaşlı sesi:

 

“Amcanızı kaldırmayacak mısınız?!” diye yükseldi…

 

Kalkamadığını ancak anladık. Birâder benden önce fırlayıp ihtiyarı kolundan tutup kaldırdı. Ne kaldırması, ayakta iken bile iki büklümdü…

 

Meğer, üç günden beri kendisiyle hasbihâl eden abimize eve kavun karpuz götürmesi için yalvarıp duruyormuş ihtiyar!.. Abim de, evde yeterince bulunduğunu söyleyip reddediyormuş… Abimin ikindi namazına durmasını fırsat bilip kavun-karpuz doldurduğu koca torbayı sırtlayıp gelmişti…

 

Şaşkınlık içinde idik... Gözlerimizin önünde kendi çocuklarımız, şimdiki nesiller geçiyordu... Böylesi bir sıcakta, oruçlu... Hiç tanımadıkları birilerine götürmek üzere bu koca çuvalı sırtlanıp tek adım atarlar mıydı?.. Geçiniz çocukları, genç nesilleri!.. Yarım asrı geride bırakmış olan bizler yapar mıydık?!.

 

İhtiyarda yaşayan, bizim kaybettiğimiz nasıl bir irfân, nasıl bir insanlık, nasıl bir ahlâktı!.. Mahcûb ve şaşkındık... İhtiyar ise, abimizi bir oyuna getirip ondan sıyrıldığı için memnun ve bahtiyârdı... Beş yüz metrelik yolu katetmek için döndüğünde hâlâ şaşkınlık içinde arkasından bakıyorduk...

 

Batılı bir tertib, bir ihânetle bin yıllık insanlığımızı alıp götürenlere bin lânet okumadan edemedik!..

 

Son değişiklik Pazar, 18 Eylül 2011 15:04
Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz

Hakkın hâtırı âlidir, hiçbir hâtıra fedâ edilmez.

Websitesi: www.hyilmaz.net

Yorumyapın

(*) gösterilen alanlar mecburidir.

Tuyan Tasarım