Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

Ahmet Altan yahut zulmü dehleyen adam!
Hüseyin Yılmaz

Hayata benden on yıl önce başlamış, 1950 doğumlu. Türkiye’nin düşünce ve edebiyat dünyâsında kalıcı yeri olan bir babanın oğlu: Çetin Altan’ın. Velûd bir kaleme sahib babasının şöhretini gölgeleyecek rekabet arayışında çâreyi tehlikeleri göğüslemekte bulmuş: Daha cesur, daha gözüpek, zaman zaman daha küstah, daha serâzâd ve daha aykırı olmakta...

Cünûnluk derecesindeki cür’et ve cesareti, Ahmed Altan’ın başkaları tarafından tırmanılması güç burcudur. Ne gücü? İmkânsıza yakın bir güçlük bu... Yalnız başına, bir yığın tehlikeyi göğüsleyerek, bedeller ödeyerek alın teri ile inşâ ettiği Himalayalar kadar yüksek burcunda mitoloji tanrıları kadar yapayalnız, ama hâkim yaşıyor Altan.

Altan’la çok farklı inançların, farklı anlayışların, farklı hayat tarzlarının ve farklı dünyâların insanıyız. Müştereklerimiz, tezâdlarımızın yanında devede kulak kalır. Ama hayatî ve insanî değerlerin en esaslıları... Hürriyet, adâlet, eşitlik, inasanîlik ve demokrasi temel müştereklerimizden.

Aynı şehirde yaşamakla birlikte bir gün karşılaşmış, bir sefer el sıkışmış değiliz. Kalbimdeki yeri, müştereklerimizin serdengeçtisi olmasından ibaret. Birlikte yaşayamayız, aynı hayatı paylaşamayız. O, yaşadıklarımdan rahatsız olmazsa bile, ben onun yaşadıklarından rahatsız olurum. Birlikte içemem, birlikte karşı cins muhabbetlerine dalamam, birlikte bir film bile seyredemem. Ama birlikte hapis yatabilir, birlikte kavga edebilir, birlikte hürriyet ve demokrasi mücâdelesi verebilir, gerektiğinde birlikte ölüme gidebilirim.

Bazı vasıflarının medih ve senâsında acze düştüğüm Altan’ın yanlışlarının varlığı, onun destansı kahramanlığına sahip çıkmamı engelleyemez. Dinsizliğini zaman zaman yüksek sesle ifâde etmesi, askerî vesâyete karşı verdiği eşsiz mücâdeleyi gölgeleyemez, gölgelememeli. İnancıma göre kerih ve ahlâksızlık olan hâllere sempati ile bakması, insan hak ve hürriyetleri noktasından gösterdiği büyük kahramanlığı peçelemez, peçelememeli... Mükellefiyetim, doğrularına sahip çıkmaktır; eğrilerinin hesabını verecek olan o.

Bir asra yakın ülkemde hüküm süren ceberût bir sistemin firâvunâne zulümlerine yalnız başına ve yüksek sesle, hiçbir şart ve zeminde asla geri adım atmadan, asla eğilip bükülmeden, alttan almadan kan damlayan kellesini tekmeleyerek karşı çıkan bu cesur yüreği ölmeden önce alkışlamak isterim. Kahramanlığının, asîl mefhum ve değerlere gösterdiği sadâkatinin gönlümde târifi imkânsız bir karşılık bulduğunu bilmesini isterim. Zulüm ve korkunun esir aldığı, kundakdaki bebelerden daldaki kuşlara kadar canlılarının susturulduğu bu memlekette, bütün kahramanlık türkülerini yalnız başına ve avazı çıktığınca söyleyen bu deli adam, bütün parçalarını kâh gözyaşları ve hıçkırıklar içinde, kâh kabarmış göğsümü yumrukulayarak dinlediğimi bilsin isterim.

¬ Sarp dağlarında, derin vâdilerinde gencecik insanlarının hayatı sönmüş, vücutları parçalanmış, toprağı kan kokan bu bedbaht ülkenin coğrafyasında bir gün gerçek mânâda demokrasi, insan hak ve hürriyetleri boy atacaksa; bu mes’ud neticede Ahmed Altan ve üç beş kişilik ekibinin eşsiz bir yeri hep olacaktır. Bu ülkeye sulh ve sükûnet, huzur ve kardeşlik hâkim olacaksa Ahmed Altan’ın kalem mücâdelesi bu hâkimiyetin temel unsurlarından biri olacaktır.

Cumhuriyet devrinin nev’i şahsına münhasır iki büyük kahramanı var: Biri Bediüzzaman, diğeri Ahmed Altan. Büyüklükleri farklı mahiyette, farklı çapta, farklı evsaflar itibariyle de olsa temel bir müşterekleri var: Zâlime karşı cesaretle ve tereddütsüz mazlumun yanında yer almak, her şartta hakkın gür sadâsı olmak... Apayrı iklimlerin bu iki insanı hürriyet şarkısını aynı coşku ve aynı ümidle söylüyorlar. Birincinin sesi dünyânın uzak sahillerinde bile yankılanırken ikincisinin âvazı Ankara istibdadının temellerini sarsıyor.

Bin yaşa Ahmed Bey!.. Bin yaşa demokrasi kahramanı!..

Bu makale 20/7/2010 tarihli Bugün Gazetesi'nde neşredilmiştir
Eklenme Tarihi: 20.07.2010   Okunma: 554

Yazdır    Yorum Ekle

 

BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Yorumlayan: M. Nuri Bingöl    188.56.1.... ....  Tarih: 21.07.2010
Ahmet Altan da -eminim ki- refikim Yılmaz ve Yılmaz gibi kalemlere aynı bakış açısıyla bakmaktadır.Zaten bu berberlik değil midir ki yaklaşık 100 yıl boyunca üzeri "kapatılmış" ergenekonvari teşkilatlanmaları ürkütüyor; yoksa biliyorlar ki, akıldaneleri İsmet Paşa gibi..." Öyle bir anayasa yaptık ki artık
mezarından Said Nursi kalkıp cumhurbaşkanı olsa elinden bir şey gelmez." emniyet sübabından değil, işte bu inisiyatiften çekinmektedir. Bu yüzden bile 12 Eylül referandumunda yüksek sesle EVET demeye değer.

..::KISA DUYURU::..

STV HABER'DE REFERANDUM DEĞERLENDİRMESİ..  Bayramın birinci günü, saat 11:15'de STV Haber canlı yayınında referandum dair düşüncelerimi ifâde edeceğim. Dost ve ehibbaya duyurulur... H.Y / 08.09.2010
BAYRAM TEBRİĞİ...  Başta siz muhterem okuyucularım ve dâvâ arkadaşlarım olmak üzere bütün İslâm Âleminin Ramazan Bayramını tebrik ediyor, hayır ve saâdetlere vesile olmasını niyaz ediyorum. Hüseyin Yılmaz / 08.09.2010
   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 293 / Dün: 329 / Toplam: 340.843
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -