Resim Albümü   Hakkımda   İletişim     


 





Alt Menüler


 

Hakkımda

İletişim

Resim Albümü

Telefon Rehberi

Linkler

 
Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların... Argo, korkunun ördüğü duvar; uydurma dil şuursuzluğun. Biri günahları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.(Cemil Meriç)

BİR TEBESSÜMÜNÜZ DE Mİ YOK?..
Feyza Nur Yılmaz


Ne zor, bu zamanda yaşamak!.. İnsan gibi, insan; Sen’in istediğin gibi kul olmak, ne zor!.. Herşey iki zıt kutuptan oluşur oldu, ortası yok.Ya ifrad, ya tefrid...

Bana, bunlarla başlayan uzun bi düşünce yolunu açan, klasik bir alışverişti. Kalabalık sokaklar...Akşama kadar mağaza önlerinde dikilip müşteri çekebilmek umuduyla dil döken insanlar... Mağazaların içini dolduran cebi paralı zenginler bir tarafta, mağaza kapılarında vitrin bakmakla yetinen çoğunluk diğer tarafta. Artık mağazaların içinden çok, dışı kalabalık oldu zaten. Kimisi gördüklerini almayı hayal bile edemezken, kin duyar oldu içinden bütün alabilenlere; kimisi de vitrin bakarak tatmin olabileceğini zanneder oldu.. Hepsinin gözünde hırsa döndü bütün bu bakışlar.... Böyle devam ederken düşüncelerim, gözüme bi çift göz değdi... O alışveriş çılgınlığı içinde kimsenin dikkatini çekemeyen bi çift umutsuz bakış.. Neden mağazalardan çıkan hiç kimse karşı kaldırımda oturup, onlara böylesine kırgın gözlerle bakan simitçi çocuğu görmüyordu? Bu kadar mı kör olduk biz? Öyle yanlış mânâsız şeylere çevirdik ki bakışlarımızı, öyle boş şeylerden medet umar olduk ki; artık kalbimiz, vicdanımız da küstü bize.. Kimseyi göremez olduk.

O çocuğu izledim, bir müddet... Ve buğulu gözlerle baktığı oyuncak vitrinini... ”Simit ne kadar, çocuk?” diye soran adamı duymadı önce, öylesine dalmıştı ki...Kim bilir neler düşünüyordur, diye sordum kendime...Ben o çocuk olsam, ne düşünürdüm? O oyuncağa mı bakardım, benim olmasını delice isteyerek; yoksa, niye benim değil, diye kızar mıydım?.. Küçücüktü daha. Okulda olması gereken saatlerde o, belki de tokluğuna bile yetmeyecek bir para için sokaklardaydı.

Ben üstümdeki kalın kabanıma rağmen bu kadar üşürken, o nasıl dayanabiliyordu, yarı çıplak haliyle bu soğuğa?.. Kim bilir, belki de evde onu bekleyen hasta bir anası ya da kardeşleri vardır?.. Böyle hayatları öyle çok duyuyoruz ki, tahmin etmesi pek zor olmuyor. Yine de böyleyiz işte: Kimimiz içerde... Kimimiz dışarda... Kalın sınrlar çizdik aramıza. Kimse kılını kıpırdatmaz oldu. Üstelik bahanelerimiz de var artık: Ekonomik kriz, geçim derdi, kendime zor yetiyorum.... Derken, herkes kendi gününü kurtarmaya bakar oldu. Üstüne kendi gününü başkalarınınkini hiçe sayarak kurtaranlar da cabası..

Öylesine sinsi ilerledi ki bu düzen:Yavaş yavaş... Önce kulaktan kulağa yayılıdı, sonra yazılı basın, medya, T.V.... Derken duyarsızlaştık, herşeyi normal kabul ettik. Biri kapkaca uğrayıp yollarda sürüklenmiş, öbürünün parçalanmış cesedi çöplerden çıkmış, açlık sınırı bilmem kaç olmuş... ”Ne yapalım abi, zaman kötü...” Bu cümleyi hepimiz duyduk, belki de söyledik.. Mâneviyatımızı kaybettik biz. Güzel görmek birinci kaideyken, kötülere maruz kaldı gözlerimiz. Bilerek çizdiler bu karanlık tabloları gözlerimizin önüne.. Güzel göremedikten sonra, nasıl güzel düşünülür, nasıl lezzet alınır hayattan?...

Tabloyu karanlık çizenlere inat, güzelini görebilendir müslüman.. Umutlu olandır... ”Kulum beni nasıl bilirse,ona öyle muamele ederim.” âyetini bilip umutlu olandır... Şerrin içindeki hayrı görebilendir.

Toparlanmak vakti geldi de geçiyor... Para, pul, geçim... Bunlar için mi geldik dünyaya? Rızık vermek O’nun takdiriyken niye, ille de kontrol bizde sanıp inatlaşır olduk? Yetmedi mi, bunca sefkat tokadı?.. Uyanmak lazım... Sokaklarda o simitçi çocuklardan öyle çok var ki... Gülen gözlerle bakamayınca etrafa, bilmeden incittiğimiz öyle çok insan var ki... Tebessümle baktım o çocuğa, öylesine susamıştı ki birilerinin ona gülmesine... Hiç bişeyiniz yoksa, bir tebessümünüz de mi yok??
Bu gün yolda yürüken kafanızdaki dünyevî sıkıntılarla değil de, umutlarla bakın etrafa... Size de bunları düşündürecek bir simitçi göreceksinizdir... Korkmayın görmekten, kaçırmayın gözlerinizi, başka şeyler çekmesin dikkatinizi... İyice bakın gözlerine, yazdıklarımı göreceksiniz... Sonra bir düşünün.. Bir tebesümünüz de mi yok?



Eklenme Tarihi: 27.04.2009   Okunma: 186

Yazdır    Yorum Ekle

 

BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Yorumlayan: selahattin yılmaz    95.8.17..... tmail.com....  Tarih: 05.03.2010
sevgili kardeşim özellikle yazı dilini beğendim bu işi iyi yaparsın. baban hep şunu söylerdi dere kenarındaki taşlarla sultanahmet camisi yapılmaz evet öyle katılıyorum ama bugün en kestirme yoldan halkın diline yanı halkın edebiyatına yakın durmak gerek baban divan edebiyatının edebiyatından vaz geçmedi. ilk defa yorum yazdım teknolojiyle aram yok. yazarsan sizi takib edeceğim selamlar ayrıca babana saygılarımı iletiyorum
Yorumlayan: buket yıldız    78.185.1.... ....  Tarih: 08.06.2009
ailenizin icindeki edebi mubeşşereyi seviyorum cok güzel devamını temenni ediyorum...umarım yazdıkların düsüncelerinden daha üstün cıkar...hayatını daha saglam adımlarla devam edersin........:))
Yorumlayan: H. Kadriye Bingöl    212.175..... ....  Tarih: 29.04.2009
Edebiyattan pek anlamam ama yazı hoşuma gitti. Bir fenci olarak diyebilirim ki biraZ "FERMANTASYON"U EKSİK; neyse, bu da latife.
Yorumlayan: Ayşenur Bozkurt    85.105.4.... ....  Tarih: 28.04.2009
Herkesin derininde biryerlerde olan acıyı,gözardılarını yazıya dökmüşsün arkadaşım.tebrikler..bu arada senden iyi eleştirmen olabileceğini düşündüm:)
Yorumlayan: Feride ALPSAN    88.241.3.... slive.com....  Tarih: 28.04.2009
Kalemi tebessüm ettiren bir yazının,yiğenime ait olması ayrı bir tebessüm.Hasta olan ruhlara kemoterapi niteliğindeki cümlelerin,-umut varmı? sorusuna cevap verir değerde.. Kalemine hipokrat yemini ettirenlerden olasın.Tebrikederim..
Yorumlayan: Hasan Yilmaz    77.178.1.... otmail.de....  Tarih: 27.04.2009
Sevgili Yegenim ve kizim olmadigi icin ayni zamanda sevgili kizim Feyza Nur.

Bu yazin beni 30-35 yil öncesine götürdü. Babanin ilk yazi denemelerini düsündüm. Hayat ne de cabuk geciyor.

Yazini cok begendim. Herseyden önce cok samimi ve temiz duygular neslin devam ettigini ve insaallah sizlerin de cocuklariyla devam edecegini müjdeliyor. Ben bir sonraki yazini merakla bekliyorum.



Almanyadan sonsuz hasret ve muhabbetler



..::KISA DUYURU::..

STV HABER'DE REFERANDUM DEĞERLENDİRMESİ..  Bayramın birinci günü, saat 11:15'de STV Haber canlı yayınında referandum dair düşüncelerimi ifâde edeceğim. Dost ve ehibbaya duyurulur... H.Y / 08.09.2010
BAYRAM TEBRİĞİ...  Başta siz muhterem okuyucularım ve dâvâ arkadaşlarım olmak üzere bütün İslâm Âleminin Ramazan Bayramını tebrik ediyor, hayır ve saâdetlere vesile olmasını niyaz ediyorum. Hüseyin Yılmaz / 08.09.2010
   

..::SON YAPILAN YORUMLAR::..

M. Nuri Bingöl:  01.09.2010 " Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir." beyanlarına can u gönülden iştirak ediyorum.Bu satırlara bir sarsıcı müşahedeyi ilave edeceğim; muhterem yazarın dediği yapılardan uzak durma mecburiyetimiz gibi, cemaati yapılanmaların da aynı mantıkla yürütülmesi, acaba -rıza-yı İlahi'ye- ne kadar münasibir, diye murakebe etmek - galiba- en baş vazifemiz olmalıdır. ( İhlas)


a.kadir ceylan:  17.08.2010 Ahmet Selami bey kardeşim Türk askeri Afganistan da ne arıyor acaba? neden bunu sorgulamıyorsunuz da haber yapanları yahudi kontrolünde olmakla suçluyorsunuz.Bu arada İsrail başbakanının hükümetin davetiyle tbmm de konuştuğunu biliyorsunuz herhalde tbmm de yahudi kontrolünde demezsiniz herhalde.Evet akp dün karşı çıktığı Afganistana Türk askerinin nato kontrölünde gitmesini bugün yürütmüyormu? Sanırım başbakan dı ABD li yetkililere biz sizinle Afganistanda teröre karşı savaşıyoruz siz neden bizimle Irakta pkk ye karşı savaşmıyorsunuz demişti.Lütfen eleştiriye açık olalım layuhti hiçbir hükümet ve parti yoktur.Selamlar
Ahmed Selami:  16.08.2010 Bir yorumcu Eymen Zevahiri'nin Türk askeri aleyhinde konuştuğu haberlerine mal bulmuş mağribi gibi atılmış. Yahu, bu haberleri bize servis eden ç ve dış medya kimlerin ellerinde? Hemen hemen hepsi de Yanudi kontrolünde olduğu bilindiğine göre... Ayet açık: " Bir fasık -kafir- size bir haber getirdiğide..." Ayetin gerisini müdakkik yorumcu hatırlayabilir, değil mi?
a.kadir ceylan:  15.08.2010 Demokrasiyi kaybetmiş demokratları(!) güzel anlatmışsınız tebrikler değerli ağabey.Bir eksik bıraktığınız milliyetçi muhafazakar demokratlar kaldı.Onlarıda samimice ele alan bir makalenizi bekliyoruz.Mesela El kaide liderlerinden biri haber sitelerinde verdiği demeçte Türk askeri Afganistan da Afganları öldürüyor diyor.Oysa akp liler muhalefette iken Afganistana asker gönderilmesine karşı çıkmışlardı.Acaba muhalefette iken karşı çıkılan bir uygulamayı iktidarda yürütmek nasıl izah edilebilir? Selamlar
M. Nuri Eminler:  15.08.2010 Bir haber sitesinde "evet"çi tavrımızı akıllılıkla değil, hissiyat ile ifade eden genç arkadaş, "ami"liğini kabul ederek "hayır"cı tavrın AKP'ye ve lşderine duyulan antipatiden kaynaklandığını da itiraf etmiş oldu.İslami ıstılahta, gazete yapacağınızı dediğiniz "şey"in adı meşuradır ve sadece orada bulunanları bağlar. "aklı meşverete nuhtacım." diyen Üstad, "Mweşveret-i Şer'iyye"yi kastediyor ve eski eserlerinde de zaten aynı kelimeyi kullanıyor- Hutbe-i Şamiye'de mesela.



Hava Durumu


 

SİTE İÇİ ARA

 Bugün: 85 / Dün: 552 / Toplam: 341.594
 hyilmaz.net -  yilmaz@hyilmaz.net -